CRASHED405 - #14 - STORY OF FAVIAN

ikisi içeri girdiğinde yatak boş, banyonun kapısı açıktır

 

ikisi içeri girdiğinde yatak boş, banyonun kapısı açıktır. Az önceki çığlığın sahibi’nin biana olduğu belliyken şimdi ki küfür dolu feryat bir adama aittir, delora kaşlarını çatarak banyodan kafasını içeri sokarken gördüğü manzarayla gözleri büyür

“bu kim!?”

favian da içeri şöyle bir bakar, sonra gülümserken delorayı yanına alır

“ewan. izle..”

delora ağzı bir karış açık, boş bakışlarla sudan bir figür olan bianaya ve aynada kendine bakan ve ewan’ın tam tersi, simsiyah saçları ve koyu kahverengi gözleri olan yakışılı adama bakar...

 

 

“EWAN!”

“BURDAYIM-“

“SEN KİMSİN!?”

“ASIL SEN NESİN?!”

 

ewan suyun altındaki su kadına bakıyor, arada aynadan kendini görüyorken kafayı yiyecektir, tekrar bianaya dönerken genç kadın duşun bir köşesine sığınmış, ellerini kaldırarak sudan oluşmuş yeni vücuduna bakıyordur, ewan kendisine ait olmadığına yemin edeceği elini uzatıp bianaya dokunmaya çalışırken genç kadın elini sallayarak onu ittirir, ewan suratına sıçrayan suyla gözlerini kapatırken biana bağırıyordur

 

“DOKUNMA-NE YAPTIN KENDİNE?!”

“BEN BİR ŞEY YAPMADIM!?”

 

ewan kendi sesinden korkarak dönüp tekrar aynaya bakıyorken siyah, kısa saçlarını kavrayıp çeker, aynaya yaklaşıp yeni gözlerine bakar, burnunu sıkar, dolgun dudaklarını büker, başını eğip kusursuzca kaslanmış karnına ve göğsüne bakar, kollarını kaldırıp indirirken orasında burasında olan dövmeleri inceliyor yüzünü buruşturarak bianaya döner, genç kadın da kendini inceliyorken ikisi de iç çekerek oldukları yere eğilip otururlar, biana üzerinden akan suyla bir oluyorken ewan yeni kafasını duvara yaslar...

 

 

“su oldum.”

“başka bir herif oldum..”

 

ikisi de iç çekerken biana gözlerini kaptarak başını arkaya yaslar-

“düzeldin..”

biana irkilerek gözlerini açar ve tekrar düzelmiş vücuduna bakarken tanrıların birine şükrediyor, ewan da kalkıp aynaya tekrar bakıyorken o değişmemiştir, küfrederek arkasını dönerken biana duş perdesini çekerek kendini tekrar saklamış, konuşur

“içeri git, giyin.. geliyorum..”

 

ewan o anda çıplak olduğunu hatırlarken başını eğerek önündeki küçük arkadaşına bakar ve kaşını kaldırırken hafifçe sırıtır, ama hemen sonra tekrar somurturken banyodan çıkıp odaya döner...

 

 

“küfredebilir miyim?”

favian ne istiyorsa yapmasını söylerken delora bir ağız dolusu küfür eder ve salonda dört dönmeye devam ederken bir an durur

“kim o?”

“ewan-“

“onu anladık! neden öyle..şey..”

“ney?”

“farklı! ne olacak başka!?“

“daha yakışıklı?”

“favian! oyun oynamıyoruz, anlat..”

 

favian gülümseyerek peki der ve oturmasını işaret ederken delora böyle iyidir, elini sallayarak konuşmasını söylerken favian konuşur

“o gerçek ewan..”

“gerçek ne demek? açıkla..”

“ewan beşinci element olduğu için asıl benliği kendini sizin bildiğiniz ewan görüntüsünde saklıyor-“

“ewan öyle doğdu!?”

“olabilir-“

“ne demek olablir, adam sarışın büyüdü favian-“

olabilir delora.”

 

delora bir şeyler homurdanırken tekrar elini sallar, favian devam eder

“beşinci element olduğunu bu akşamdan sonra öğrendi, biana’nın güçleri geliştikçe ikisinin arasındaki bağ da güçlendi, element ve akasha arasındaki bağdan bahsediyorum-“

“dur.”

 

favian dururken delora elini kaldırmış, kafasındaki soruyu sorar

“yani ewan taa o zamanlardan beşinci element olduğunu biliyordu?!”

genç adam başını sallarken delora bir küfür daha eder, favian gülümseyerek yanağını kaşırken delora anlamıyordur, gözlerini kapatarak sorar

“yani o zaman-BU ADAM BUNLARIN HEPSİNİ NASIL UNUTTU!?”

“göstereceğim-“

“gösterme! anlat! ya da önce anlat, sonra göster! şoktan şoka sürükleniyorum her seferinde..”

favian gülerken delora komik değil diyordur, bir yere oturur..

 

 

SOUNDTRACK

MISSY HIGGINS - SCAR

 

 

“beynimi sulandırmak hoşuna gidiyor değil mi? nerdeyiz?”

delora önüne dönerek etrafına bakarken daha önce hiç görmediği bir parkta olduklarını anlamış, kaşlarını kaldırır ve omuzlarını silkerek yürürken hava muhteşemdir, genç kadın gülümseyerek derin bir nefes alırken ilerde koşan yeni ewan’ı gördüğünde favian’a döner

“biana nerede?”

“buralarda bir yerlerde olmalı, her zaman onu görmüyorum, görünmeden izlemiş olmalı..”

delora hmmlarken tekrar önüne döner, parktaki köpeklerin birini severek sahibiyle konuşan, ve sıcacık bir gülümsemesi olan adamı gördüğünde bir anda ewan’ı daha önce hiç bu kadar rahat görmediği hisseder, kollarını kavuşturarak yavaşça yürümeye devam ederken bir anda belinden yakalanarak çekilir, tam önünden son hızla bir bisikletli geçerken delora yutkunarak belindeki kola tutunur, favian sağından eğilerek iyi olup olmadığını soruyordur, genç kadın başını sallar

“zarar göreceksek görünmemenin ne anlamı var?”

“başkasının aklında istenmeden dolaştığımız için bir ceza falan sanırım-“

“burada ölürsem orada da mı ölüyorum?”

favian yine bilmediğini söylerken delora genç adamın kollarından çıkarak ona döner

“tehlikeli yerlere götürmeden önce haber ver..”

genç adam gülümseyerek tamam derken delora da güzel der ve kendini toplayarak önüne döner ve bu sefer etrafına dikkat ederek yürürken favian da hafif esintide havalanan sarı dalgaları takip ederek yürür...

 

 

ewan içtiği suyun birazını da yüzüne dökerken delora genç adamın boynundan tişörtüne doğru süzülen damlaları izliyordur-

“colm’la mı nişanlısın?”

delora daldığı manzaradan uyanıp favian’a döner

“kim?”

“damat colm mu?”

delora evet diyerek tekrar önüne dönerken mırıldanır

“bu gidişle asla evlenemeyeceğiz, ama öyle..”

“neden?”

“ne neden?”

“delora sen beni dinliyor musun?”

delora gülerek önündeki ewan’ı gösterir

“adamı izliyorum, rahatlığına bak, resmen mutlu.”

“değişik, evet..”

“değişik az kalır-tanrım, ewan sana ne yapmışlar..”

favian gülümserken delora mutlulukla parlayan conrad kırması taş ewan’ı izlemeyi bırakmış, favian’a döner

“sen iyi misin?”

favian bir an soruyu algılayamazken hemen sonra omzunu silker

“sanırım..iyi gibi miyim?”

“nasıl ve neden yaptığını anlamadığım şeylerin dışında iyisin, en azından ölü değilsin..”

genç adam doğru diyerek önüne döner ve gülümserken delora onun profilini izliyor, o gece kollarında ölen adamın, çocukluk arkadaşının hatırası gözlerinin önüne geldiğinde gözlerini kapatır ve iç çekerek tekrar açarken uzanarak favian’ın elini tutar, genç adam da ellerinin üzerindeki nazik parmaklara bakıyor, yıllarca beraber büyüdüğü kızın elini tutarken delora başını onun omzuna yaslar...

 

 

SOUNDTRACK

THE FRAY – LOOK AFTER YOU

 

 

“umarım bianayla kalmak için iyi bir sebebin vardır..”

favian omzundan gelen usul sese başını çevirirken delora ilerdeki insanları izliyordur, iç çeker

“çok uzak kaldık.. ne olduysa çok uzak kaldığımız, parçalanıp bir köşeye savrulduğumuz için oldu.. latty kaçırıldı, ben her şeye lanet edip kendimi dugan’a kapattım, ewan kendisi değilmiş zaten-tanrım.. sen de..”

delora başını kaldırarak onu izleyen adama bakarken sorar

“sen hep uzaktaydın favian, seni umursamadığımızı düşündün mü hiç?”

genç adam gülümser

“başka bir gezegenin prensiydim ben delora, uzakta olmak zorundaydım..”

“ama biz çok yakındık..”

“bazen her şey sen istemesen de değişir, insanlar uzaklaşır, arkadaşlıklar soğur-“

“ölmeden önce yanında ben vardım favian, beni çağırdın..”

favian deloranın güneşte açılmış mavi bakışlarını izliyorken genç kadın onun yüzünü izliyordur, gözlerini, yanaklarını, dudaklarını..

 

favian uzanarak delorayı öperken genç kadın yüzüne vuran çiçek kokulu rüzgarla gözlerini kapatır..

 

 

delora favian’ın tuttuğu elini hafifçe sıkarken genç adam başını çeker, ikisi hala dudakları aralık, birbirlerini izliyorken favian konuşur

“colm geldi..”

delora kaşlarını çatarken favian biraz daha çekilerek önüne döner

“ben okuldan sonra troovaya dönmeden önceki sene colm oreon’a geldi..”

deloradan usul bir oh duyulurken favian iki elinin arasındaki parmaklarla farkında olmadan oynuyor, genç kadının avcunun içine dokunuyorken delora’nin bütün benliği sol elinde toplanmış, geri kalan minnacık bir miktarıyla favian’ı dinliyorken genç adam kendi kendine gülümser

“okulda sadece üçümüz vardık, en azından bize öyle gelirdi.. latty, sen, ben.. ewan her zaman hafta sonları ya da tatillerde dönülen adam olurdu, o sizi benim tanıdığım kadar tanımıyordu.. zaten latty döndüğümüz gibi adamın etrafında pervane olduğu için bizimle pek takılmıyorlardı, hatırlıyor musun?”

delora da gülümseyerek başını sallarken favian ona döner

“ben senden hoşlanıyordum delora, çok hoşlanıyordum hem de.. ama hiç söylemedim..”

genç kadın hafifçe dudağını ısırırken favian ona gülümser

“çok iyi arkadaştık, her şeyini bilirdim, latty kafayı ewan’la bozunca gelir saatlerce benimle konuşurdun, ilk sütyenini bile benimle aldın..”

delora gülerek başını eğerken favian da gülüyordur

“bunları zaten hatırlıyorsun..”

genç kadın o zamanlardaki aptallıklarını hatırlarken başını iki yana sallıyordur, favian onu çenesinden tutarak kendine baktırırken gülümsemesi silinmiş, sanki bir sis bulutunun arkasındaymış gibi mırıldanır

“..ama hiçbir zaman benim gördüğüm gibi görmedin..”

delora kendini hala lisedeymiş gibi hissediyor, sanki favian’ın acısı onun suçu, onun mide bulandırıcı bencilliğiymiş gibi geliyor, ama bir şey söylemiyorken zaten ne diyeceğini de bilmiyordur, favian onu bırakarak tekrar önüne döner, ewan ortadan kaybolmuş, ama ikisi hala orada kalabiliyorken delora konuşur

“sonra colm geldi ve ben en iyi erkek arkadaşımın beni kardeşi gibi gördüğünü düşündüğüm için yakışıklı stajyere aşık oldum.”

favian hızla ona bakarken o cümlenin içinde bir şeyler gizlidir, delora gülümser ve önüne dönerken devam eder

ben de senden hoşlanıyordum, kader, şans veya talih diyemem favian, bilmiyordum, ama o zamanlar söylemiş olmanı dilerdim, tek bir cümlenin şimdi neleri değiştireceğini tahmin bile edemiyorum..”

“çocuktuk..”

delora başını sallarken sonunda elini çeker ve oturdukları yerden kalkarak hala oturan favian’a döner

“sırada ne var?”

favian bir an daha önündeki sarışına bakar, ama değişen bir şey olmazken genç adam da kalkar ve onun elini tutarak gözlerini kapatmasını söylerken delora itiraz etmez..

 

 

delora tekrar gözlerini açtığında karanlık bir yatak odasında olduğunu görür, eşyaları hayal meyal ayırt edebiliyorken bu sefer nerede olduklarını sormak istemiyordur, aslında hiç konuşmak istemiyordur, çünkü ne söylerse favian’ın kalbi kırılacakmış gibi geliyordur, o yüzden sessizce etrafına bakıyorken biraz sonra ona tanıdık gelen eşyaları görmüş, duvardaki posterler, mantar panodaki resimler, her şey bir anda yerine otururken delora şokla favian’a döner ve tam konuşacakken odanın kapısı açılıp içeri 18 yaşındaki delora ve favian koşuşturarak girerken delora nefesini tutuyor, favian onu izliyordur...

 

 

 “matildanın suratını gördün mü!!”

favian gülerek onları yasaklı saatlerde koridorda koşarken görmüş kızın taklidini yaparken delora da sesini sinir bozucu bir şekilde inceltir

bu saatte odaya misafir almak yasak! tanrım hepimiz öleceğiz! ağağ!”

favian gözlerini devirirken delora da pfftlar ve odanın ışığı yerine baş ucundaki abajuru açıp kendini yatağa bırakırken favian bilgisayarın başına oturmuştur, deloranın şarkılarını karıştırıyorken genç kız yattığı yerden sorar

“sence colm beni öper mi?”

favian’ın tuşlardaki eli donarken hala bilgisayara bakıyordur, delora ayağa kalkmış, onun yanında iskemleye sıkışırken konuşur

“sana soruyorum-şunu aç..”

delikanlı o şarkıyı açarken delora dirseklerini masaya dayayarak çenesini ellerine dayar

colm beni öper misin? diye sorsam ne der? şok olur kesin..”

favian olabilir diyorken delora iç çeker

“okul bir an önce bitse, hatta bir an önce bir kaç sene büyüsek-ve ben akamdemiye gitmek istemiyorum sanırım..”

favian işte bunu duyunca genç kıza bakmaya karar verirken delora onun yanından kalkar

“öyle bakma, bazen istiyorum, bazen istemiyorum.. lattyle sen melekler okuluna gideceksiniz tabii, ben tek başıma ne yapacağım?”

“sen de meleklerin sınavına girersin-“

“beceremem, ayrıca benim ne olacağım belli, gücüm, gelişimim, her şeyim belli.. siz ikiniz sadece sihirlisiniz, eğitilip büküleceksiniz dahaaa..”

delora melekler okulunun onları bükmesini favian’ın yanaklarını çekiştirerek canlandırıyorken delikanlı onun ellerini tutarak indirir

“tatillerde görüşürüz..”

“öyle tam olmaz..”

“neden?”

delora omzunu silkerek tekrar yatağına otururken favian da onun yanına gelip uzanır, delora da kendini arkaya bırakarak delikanlının karnına başını koyduğunda ikisi de tavanı izliyor, favian mırıldanır

“colm’a aşık mı oldun?”

“bilmem.. hiç aşık olmadım ki.. ama hep onu düşünüyorum..”

“sadece düşünmekle aşk olmaz..”

“ona dokunmak istiyorum, öpmek istiyorum..”

favian yine sessizleşirken delora yattığı yeri beğenmemiş, kalkıp favian’ın yanına uzanır, ikisi de birbirlerine dönmüşlerken delora gülümser

“sen adrianne’e aşık olmuş muydun?”

favian gözlerini devirirken delora gülerek uzanır ve delikanlının çenesini ısırıp geri çekilirken favian ona bakıyordur

“ne yapıyorsun?”

“ısırıyorum?”

favian bakışlarını tekrar tavana çevirirken delora kaşlarını çatmıştır

“yanlış bir şey mi yaptım favian?”

“hayır..”

“e ama kızdın..”

“kızmadım..”

“yalan söyleme..”

favian yattığı yerden doğrulurken delora da onunla beraber kalkmıştır

“bak kötü bir şey yaptıysam söyle-“

“yapmadın delora.”

“ama hala kızıyorsun favian, ben hissediyorum, ne yaptım?”

“devamlı bir tarafımı ısırıyorsun, ya da sıkıştırıyorsun, öpüp dokunuyorsun...”

delora yutkunurken favian yine bilgisayarın başına oturmuştur, yataktaki genç kız yaptığı şeyleri şöyle bir kafasında tartar, bazen çenesini ya da yanağını ısırıyordur evet, ama o kadar sevesi geliyordur ki ısırmaktan başka bir şey yapamıyordur, arada boynunu da öpüyordur evet, ama o kadar sıcaktır ki orası, yanağını öpene kadar kimse yokken boynunu öpse daha iyi olmuyor mudur, ya da yanaklarını sıkıştırınca-

“sevgimi gösteriyorum-“

“ben rahatsız oluyorum delora-“

“geçen sene olmuyordun-“

“bu sene oluyorum, yapma lütfen..”

“peki, yapmam.. özür dilerim..”

favian onun soğumuş sesiyle arkasını dönerken delora üzerindeki kazağı çıkarıyordur, yorganın altındaki geceliğini alarak başından geçirir, eteğin altından kotunu da çıkarıp kazağıyla beraber dolaba tıkarken favian onu izliyordur, genç kız yatağa girip yorganı da üzerine çeker

“uyuyacağım, bilgisayarla işin bitince kapatırsın..iyi geceler..”

ve ışık kapanırken favian yüzüne bilgisayarın ışığı vuruyor, sırtını ona dönmüş deloranın saçlarına bakıyorken dönerek aletin ekranını kapatır ve yerinden kalkıp olabildiğince sessiz, odadan çıkar..

 

 

“gece böyle bitmedi..”

favian bildiğini söylerken delora zaten ne olacağını biliyor, iç çekerek yerde oturmaya devam ederken favian birazdan açılacak kapıyı izliyordur, delora ona döner

“özür dilerim..”

favian cevap vermezken delora yatakta gözleri kapalı, ama uyumayan kendisine bakıyor, mırıldanır

“beni istemediğin için kızmıştım, senin kalbinin kırıldığını fark edememiştim..”

“önemli değil..”

delora tekrar genç adama dönerken odanın kapısı açılır, favian tekrar içeri giriyorken yataktaki delora gözlerini açarak duvara vuran gölgeye bakıyordur..

 

 

SOUNDTRACK

JAMES MORRISON – YOU GIVE ME SOMETHING

 

 

“delora?”

genç kızdan ses gelmezken favian koridora bakıp içeri girer, kapıyı kapatıp yatağa ilerler, deloradan boş kalan yere otururken yatağın alçalmasıyla delora hemen gözlerini kapatır, favian görmüş, gülümser

“gördüm, aç gözlerini..”

delora gözlerini açar ve iç çekerek arkasını dönerken favian ona bakıyordur, kızgın da görünmüyordur, delora dirsekleri üzerinde doğrulur

“neden istemiyorsun?”

“artık küçük değiliz de ondan..”

“ne fark eder?”

“sen beni öptüğünde sadece sevginden öpüyorsun, ama ben başka şeyler düşünüyorum..”

“seks gibi mi?”

“evet, seks gibi..”

 

delora tamamen doğrularak tam favian’ın karşısında oturuyorken delikanlı karanlık odada pencereden vuran ışığın aydınlattığı yüzü izliyordur, delora da ona bakıyorken uzanır ve favian’ın dudaklarını örter, yumuşacık öpüp geri çekilirken sorar

“bu da mı seks?”

favian başını iki yana sallar, sonra kendisi uzanarak genç kızın dudaklarını diliyle aralar ve ikisinin de ağızları açılırken favian genç kızın yüzünü tutuyor, ağzında dolaşan dilini emerek ayrılırken delora kalbi ağzında, az önce seks nedir görmüş, ağzını kapatır...

 

 

“ben seni hiç böyle öpmedim favian..”

“ama ben seni hep böyle öpmek istiyorum..”

“bana aşık mısın?”

“hayır..”

 

delora’nın kalbi bir anda çıt diye kırılmış, genç kız kırıldığına bile şaşırıyorken bir şey söylemeden başını sallar

“bundan sonra öpmem..”

“ısıracak mısın?”

delora yine nefesi kesilerek ona bakıyorken favian uzanarak deloranın boynuna eğilir ve hafifçe öpüp sonra da ısırırken genç kız gözlerini kapatarak yutkunur

“yapma favian..”

favian onu dinlemiyor, diliyle kulak memesine kadar gelmiş, hafif parfümün kokusuna gülümseyerek yumuşacık kulak memesini dişlerini arasına alırken delora’dan küçücük bir ses çıkar, favian sırıtarak onu geriye yatırıyorken delora delikanlıyı omuzlarından tutarak tekrar doğrulur

“olmaz..”

“neden?”

“biz birbirimize aşık değiliz, arkadaşız biz favian..”

“ama ikimiz de birbirimize dokunmak istiyoruz, değil mi?”

“sen bana zorla dokunuyorsun-“

“az önce de zorla mı inledin?”

delora sinirlenmiş, favian’ı iterek yataktan çıkarken delikanlı onun sırtına bakıyordur

“ilk defa colm’la mı sevişmek istiyorsun?”

“evet! kıskandın mı?”

“evet.”

delora arghlayarak odada dönmeye başlamışken favian gülümser

kızınca daha güzel oluyorsun hayatım..”

delora yerdeki yastıklardan birini alıp favian’ın kafasına atar, delikanlı gülerek yastığı yakalarken delora ona atılmış, yastığı bir kenara atarak dudaklarına yapışırken favian gülmeyi unutmuş, az önceki gibi ağzını açarak delorayı karşılarken genç kız onu iterek yatağa yatırır, geceliği bacaklarından sıyrılmış, bacaklarını açarak favian’ın üzerine oturuyorken onları izleyen büyük delora şokla ayağa fırlamıştır..

 

 

“BEN BÖYLE HATIRLAMIYORUM! BU NEDİR!?”

favian ona sakin olmasını söylerken delora yatakta birbirlerini soymaya çalışan gençleri gösterir, favian onu tekrar yere çekerken delora sinirden ağlayacaktır

“sen o gece gelmiştin, bir daha öpüşmeyelim demiş ve ayrılmıştık-favian neler oluyor?”

“ewan bu kadar şeyi nasıl unuttu diye soran sen değil miydin?”

“evet, ama bunun ne alakası var?!”

“çok var delora, bir tek ewan kendini unutarak yaşasaydı her seferinde siz hatırlatırdınız, ewan’la ilgili şeyleri unuturken arada bazı şeyler de gitti-“

“ama bu..”

delora, gülerek sakarca sevişir gibi yapan kendini ve üzerindeki favian’ı izliyorken bütün tüyleri diken diken olmuştur

“bu tamamen bana ait bir şey, benim, ewan’la ne alakası var-“

“benimle alakası var..”

“anlamıyorum..”

“biana’yla yaptığımız anlaşmanın bir parçası diyelim..”

deloranın gözleri büyürken favian devam eder

“onunla olabilmek için sizden ayrılmam gerekiyordu, o da bir kaç küçük düzenleme yaptı-“

“biana bizim aklımızla nasıl oynuyor-“

“biananın şu anda elinde tuttuğu güçlerle isterse her şeyi yapabilir delora..”

“o güçleri nasıl aldı peki-ve-sen-NEDEN BENİ BIRAKTIN FAVIAN!?”

favian buz keserken delora paramparça olmuş, ona bakıyordur..

 

 

“BENİ BIRAKACAK KADAR-BUNU BIRAKACAK KADAR ÖNEMLİ Mİ BU KADIN-tanrım, ben sana aşıktım favian..”

yataktaki iki vücut birbirne değdikçe delora delirecek gibi oluyorken başının döndüğünü hissettiğinde elinin altındaki iskemleye tutunur, iskemle yerde kayarak boğuk bir ses çıkarırken yataktaki favian ve delora o tarafa bakmış, ama bir şey görememişken favian oturduğu yerden fırlamış, delorayı da alarak ortadan kaybolur..

 

 

SOUNDTRACK

JAMES MORRISON – ONE LAST CHANCE

 

 

delora favian’a tutunarak bir yerlerde var olurken genç adam onu koltukların birine oturtur, delora başını tutarak uzanmayı tercih ederken favian koltuğun başındaki battaniyeyi açarak onun üzerine örter

“uyu biraz..”

“uyuyamam.. nerdeyiz?”

“ev..”

“kimin evi..”

“ikimizin evi, hadi uyu delora..”

delora favian’ın kolunu sımsıkı tutmuş, kocaman gözlerle ona bakıyorken genç adam iç çeker

“bilmek istemezsin, sorma delora lütfen-“

“bizim evimiz mi var? ne zaman?”

“delora-“

“cevap ver!”

“akademiden mezun olduktan sonra-“

“hangimiz?”

“ikimiz de-“

“ben akademiye gitmedim!”

“gittin..”

delora genç adamın kolunu bırakarak ellerini yüzüne kapatırken favian ona bakıyor, o da koltuğun yanına çökerek genç kadının saçlarına uzanırken delora ağlıyor, onun elini iterek kendinden uzaklaştırır, hıçkırarak ağlarken parça parça hisler, dokunuşlar, gülüşler kulağına geliyor, üzerinde yattığı kahrolası koltuğu nasıl aldığını bile hatırlıyorken derin bir nefes alır, hıçkırıkları içinde boğularak onu sarsarken delora favian’a döner

“geri ver..”

“hayır-“

delora doğrulur ve genç adamın yüzüne bir tokat patlatıp bağırır

“GERİ VER DEDİM-HEPSİNİ,HEPSİNİ VER! BENDEN ÇALDIĞIN BÜTÜN HAYATIMI GERİ VER!”

favian yüzünü tutuyorken delora onun kolunu yumrukluyor, ağlıyor, gücü tükenerek genç adamın kazağına tutunuyorken sesi küçülmüş, bitmiş, yalvarır

“lütfen-“

ve bir an sonra dudakları kapanırken genç kadın ağlamakla inlemek arasında bir ses çıkararak favian’ın başına tutunur..

 

 

favian ne var ne yoksa hepsini veriyor, nasılsa artık fark etmeyecek, ne biliyorsa her şeyi deloraya bırakıyorken genç kadın onu tutmuş, başını, boynunu, dudaklarını tutmuş, bırakmıyorken gördükleri bittiğinde, kendini tamamladığında ağlayarak çekilir ve favian’a sımsıkı sarılırken genç adam da yıllar sonra onu tutuyor, tuttuğu kadının gerçekten ona ait olduğunu hissediyorken delora onun saçlarını okşuyor, boynunu öpüyor, geri çekilir

“neden? neden favian?”

favian cevap veremiyorken delora uzanarak genç adamın dudaklarını kapatır ve omuzlarından iterek yumuşak halıya yatırırken bacaklarını açarak üzerine çıkıyordur, favian onu kalçasından kavramış, bütün gücüyle öpüyorken delora genç adamın saçlarını iki taraftan kavramış, başını çekerek sorar

“neredeyiz?”

“yemekteyiz, doğum günüm..”

delora ne yediklerini, sonra ne yaptıklarını, ne hediye aldığını, genç adamın gülüşündeki tüm kıvrımları hatırlarken gözleri yaşlı, gülümseyerek tekrar ona eğilir ve dudakları birbirine değer değmez deloranın sırtı yere değerken ikisi de birbirine tutunur...

 

 

bütün giysiler bir yere dağılmış, ama hiçbiri normal gözlere görünmüyorken onlardan kurtulmuş iki bedenden biri altındaki kadının göğüslerinin tam ortasını öpüp diliyle yukarı çıkar ve tam çenesinde durup ısırırken genç kadın gülümsüyor, üzerindeki adamı kendine çeker ve favian inleyerek deloranın içine girerken genç kadın dudaklarını ısırarak parmaklarını genç adamın beline saplıyordur, favian eğilerek onu öperken delora bacaklarını kapatarak genç adamın kalçasına dolar, favian kendini biraz daha iterken delora inleyerek gülümsüyor, favian onun güzel boynunu ısırıyorken delora kollarını onun boynuna dolar, ikisi birbirine kenetlenmiş, sımsıkı sarılıyken delora genç adamın şakağını öpüyor, içinden çıkmasına izin vermez...

 

 

SOUNDTRACK

THE FRAY – LOOK AFTER YOU

 

 

“biana ewan için hafızalarla oynarken-“

“ki hala neden yaptığını anlamış değilim..”

favian gülümseyerek sarı saçları öperken deloranın başı genç adamın göğsünde, üzerlerindeki battaniyenin püskülleriyle oynuyordur

“devam et..”

“hafızalarla oynanırken bana geldiğinde-“

“bir de herkesin ayağına mı gitti?”

“herkesin değil, ama bana geldi çünkü benim gücüme ihtiyacı vardı-“

“zamanda dolaşabiliyorsun..”

genç adam evet diyerek genç kadının sırtında parmaklarını gezdiriyorken delora yıllardır ne olduğunu aslında bildiği güçle gülümser, gözlerini kapatmış, sırtındaki parmakların sıcaklığını duyuyor, mırıldanır

“neden seni öldürmesine izin verdin?”

“beni öldüren biana değildi..”

delora gözlerini açarak başını kaldırırken favian onun al al olmuş yanaklarına bakıyor, gülümser

“sana öyle göstermek zorundaydım-“

“neden?”

“biana için öyle olması gerekiyordu-“

“biana ne yapmaya çalışıyor?”

favian şimdi evrenin sırrını bilse bir saniye bile düşünmeden söyleyecek kadar önündeki kadına aşık, sarı saçları okşarken cevaplar

“ewan’ı kurtarmaya çalışıyor..”

delora gözlerini kapatarak alnını favian’ın göğsüne dayar ve kafası yine çorba olmuş, inlerken favian hafifçe güler, delora onu duyunca dişlerini genç adam saplarken favian gülerek onu iter ve tekrar üzerine çıkarken delora onun gözlerine bakıyor, yüzünü parmaklarıyla tekrar çiziyor, mırıldanır

“kimseyle evlenmiyorum..”

“güzel..”

ve genç adam gülümseyerek sıcak dudaklara eğilirken delora her şeyi dönünce düşünecek, ama dönmeyi istemiyorken favian’ın öpüşünü karşılar..

 

 

“bundan sonra ben ne soracaksam ona göre cevap verip göstereceksin..”

favian tamam derken delora tekrar ewan’ın evinde olduklarını anlar, evin kapısı çalarken içerdeki odadan sarışın olan ewan çıkmıştır, kapının deliğinden bakıp kaşlarını çatarken açar, dışarda kimse yokken genç adam bir şeyler homurdanıp kapıyı kapatır ve arkasını döndüğünde biana belirip boo!lar, ewan gözlerini devirirken saçlar yine kararmış, genç adam kendine dönmüşken biana onu takip ediyordur

“evde neden öyle dolaşıyorsun?”

“sen neden sürekli su olmuyorsan ondan..”

biana peki derken ewan bugün terstir, genç kadın bir an dokunsa mı dokunmasa mı karar veremezken sorar

“bir şey mi oldu?”

“her gün bir şey oluyor..”

“ters cevap vermene gerek yok, adam gibi soruyorum-“

“sinirlerim tepemde biana, üzerime gelme..”

“ben bir şey yapmadım!”

ewan elindeki fincanla içeri giderken elini kaldırır

“şimdi yapıyorsun, sussan?”

“istersen hiç gelmeyeyim?”

ewan iç çekerek arkasındaki kadına döner

“öyle demek istemedim-“

“ne olduğunu söyle..”

“savaş çıkacak..”

biana genç adama bakakalırken ewan kahvesinden bir yudum alıyordur, keyifli bir ses çıkararak salona dönerken biana hızlı adımlarla onu takip eder

“ne zaman?”

“yakında, kimse yerinde duramıyor, bir şeyler oluyor..”

“sen de savaşacaksın..”

“eh, doğal olarak..”

“ölürsen-”

“bu kadar güçle pek öleceğimi sanmıyorum-“

“hala diğer ewan gibi dolaşıyorsun, gücünü nasıl kullanacaksın?”

“gerekirse kullanırım-“

“gerekmesin..”

ewan gülümserken biana endişelenmiştir

“ciddiyim ewan, latty ne olacak?”

ewan bilmediğini söylerken biana onunla beraber bir koltuğua oturmuş, başını genç adamın omzuna yaslar...

 

 

“yani şimdi biana latty’i mi koruyor?”

“kardeşi, koruyacak tabii..”

delora ya tabii diyorken favian güler

“bazı şeylere kendini alıştırsan iyi olur tatlım, birincisi, ewan bianaya aşık, ikincisi, latty biananın kardeşi ve biana kardeşini korumak için her şeyi yaptı..”

delora bir şeyler mırıldanarak başını iki yana sallarken favian onu omuzlarından sararak başını öper

“az kaldı, ne bilmek istiyorsun?”

“savaşı, latty’i  o kadar koruyorsa nasıl kaçırılmasına izin verdi..”

favian pekala diyerek onu başka bir yere götürürken delora genç adama tutunur..

 

 

SOUNDTRACK

MISSY HIGGINS - NIGHTMINDS

 

 

biana ewan’ın evinde dört dönüyor, kapının açılıp genç adamın girmesini bekliyorken bu saatlerdir sürüyordur, ewan bir türlü gelmiyorken biana aklını kaçıracak, gidip bir koltuğa otururken dizlerini kendine çeker, koltuk onu saklıyorken biraz sonra ewan gözünün önünde ortaya çıkar, biana ayağa fırlarken genç adam başı gözü yara bere içinde, elleri titreyerek ona bakıyorken genç kadın atılıp ona sarıldığında nefesini bırakır ve rahatlayarak başını genç kadının boynuna saklarken sarı saçları yavaş yavaş kendi rengine dönüyordur...

 

 

“karaya inmeyeceğim demiştin..”

“inmek zorunda kaldım, isyanlar şiddetleniyor-ah! yavaş..”

biana genç adamın dudağındaki kesiğe üflerken uzanıp üzerine bir öpücük bırakır, ewan onu izliyorken biana döner, ilk yardım çantasından bir bant alıp açarken sorar

“kendi kendini neden tedavi etmiyorsun anlamıyorum..”

“senin yapman hoşuma gidiyor..”

biana gülümseyerek küçük bandı az önce genç adamın alnında temizlediği yaraya yapıştırırken ewan konuşur

“ayrıca bir günde iyileştiğimi yeni doktora nasıl açıklarım bilmiyorum..”

“vien, değil mi?”

ewan başını sallarken biana genç adamın saçlarının arasındaki kırmızılığı görür ve dizlerinin üzerinde durarak saçları aralarken konuşur

“bilmiyorum, vien neden sana bakmıyor?”

“izin vermiyorum-ne var biana, saçımı çekiyorsun..”

 biana ıslak bezi alarak kırmızılığı silerken başka bir yerden bulaşan kan olduğunu anlar

“bir şey değilmiş, banyoya girebilirsin..”

ewan sonra diyerek biananın elinden bezi alır ve tekrar su dolu kasenin içine atarken gülerek genç kadını koltuğa yatırır

“her yanım sızlıyor, nazik ol..”

biana gülümseyerek onu kendine çekerken ewan kendini suyun kollarına bırakır...

 

 

ikisi bir şekilde yatağa ulaşmış, ewan hem zevkten, hem de yorgunluktan uyuyakalmış, sakin nefesler alıyorken yanındaki biana başını eline yaslamış, onu izliyordur..

 

parmakları genç adamın kollarındaki dövmelerde dolaşıyor, daha yarısının bile anlamını bilmiyorlarken ewan özündeki adamın ne ara çıkıp dövme yaptırdığını bilmiyor, ama biana onun taşıdığı ruhların simgesi olduğunu söylüyordur, kollardan sonra genç kadının elleri ewan’ın göğsünde dolaşıp boynundan yavaşça yukarı çıkarken genç adam kendi kendine bir şeyler mırıldanıp başını bianaya çevirir ve uyumaya devam ederken biana gülümser, genç adamın rahatlamış ifadesine, yumuşacık dudaklarına ve küçücük burnuna bakarken uzanıp burnunu üzerine bir öpücük bırakır ve sıcacık boynuna sokularak gözlerini kapatırken ewan kollarını ona dolayarak ılık sularda salınırcasına uyumaya devam eder..

 

 

“latty’i nasıl korudu diye sormuştum, bu neydi?”

“sabırlı olsan biraz?”

delora gözlerini devirirken favian uyuyan ikiliye bakıyordur, delora da bekliyorken genç adama sokulur

“bomba mı düşecek?”

“saçmalama delora..”

delora sırıtırken favian onun başını kendine çeker ve izlemeye devam ederken delora genç adamın göğsünde, onun kazağına tutunmuş, kalp atışlarını dinliyorken gözlerini kapatır, biana da ewan için zamanında bunları hissetmişse delora şimdi onun için üzüldüğünü düşünürken o anda biana acı dolu bir feryatla uykusundan uyandığında delora da irkilerek onlara bakar...

 

~ crashed405 : where you get to crash 405 times. >