![]() ikisi içeri girdiğinde yatak boş, banyonun kapısı açıktır. Az
önceki çığlığın sahibi’nin biana olduğu belliyken şimdi ki küfür dolu feryat
bir adama aittir, delora kaşlarını çatarak banyodan kafasını içeri sokarken
gördüğü manzarayla gözleri büyür “bu kim!?” favian da içeri şöyle bir bakar, sonra gülümserken delorayı
yanına alır “ewan. izle..” delora ağzı bir karış açık, boş bakışlarla sudan bir figür olan
bianaya ve aynada kendine bakan ve ewan’ın tam tersi, simsiyah saçları ve koyu
kahverengi gözleri olan yakışılı adama bakar... “EWAN!” “BURDAYIM-“ “SEN KİMSİN!?” “ASIL SEN NESİN?!” ewan suyun altındaki su kadına bakıyor, arada aynadan kendini
görüyorken kafayı yiyecektir, tekrar bianaya dönerken genç kadın duşun bir
köşesine sığınmış, ellerini kaldırarak sudan oluşmuş yeni vücuduna bakıyordur,
ewan kendisine ait olmadığına yemin edeceği elini uzatıp bianaya dokunmaya
çalışırken genç kadın elini sallayarak onu ittirir, ewan suratına sıçrayan
suyla gözlerini kapatırken biana bağırıyordur “DOKUNMA-NE YAPTIN KENDİNE?!” “BEN BİR ŞEY YAPMADIM!?” ewan kendi sesinden korkarak dönüp tekrar aynaya bakıyorken
siyah, kısa saçlarını kavrayıp çeker, aynaya yaklaşıp yeni gözlerine bakar,
burnunu sıkar, dolgun dudaklarını büker, başını eğip kusursuzca kaslanmış
karnına ve göğsüne bakar, kollarını kaldırıp indirirken orasında burasında olan
dövmeleri inceliyor yüzünü buruşturarak bianaya döner, genç kadın da kendini
inceliyorken ikisi de iç çekerek oldukları yere eğilip otururlar, biana
üzerinden akan suyla bir oluyorken ewan yeni kafasını duvara yaslar... “su oldum.” “başka bir herif oldum..” ikisi de iç çekerken biana gözlerini kaptarak başını arkaya
yaslar- “düzeldin..” biana irkilerek gözlerini açar ve tekrar düzelmiş vücuduna
bakarken tanrıların birine şükrediyor, ewan da kalkıp aynaya tekrar bakıyorken
o değişmemiştir, küfrederek arkasını dönerken biana duş perdesini çekerek
kendini tekrar saklamış, konuşur “içeri git, giyin.. geliyorum..” ewan o anda çıplak olduğunu hatırlarken başını eğerek önündeki
küçük arkadaşına bakar ve kaşını kaldırırken hafifçe sırıtır, ama hemen sonra
tekrar somurturken banyodan çıkıp odaya döner... “küfredebilir miyim?” favian ne istiyorsa yapmasını söylerken delora bir ağız dolusu
küfür eder ve salonda dört dönmeye devam ederken bir an durur “kim o?” “ewan-“ “onu anladık! neden öyle..şey..” “ney?” “farklı! ne olacak başka!?“ “daha yakışıklı?” “favian! oyun oynamıyoruz, anlat..” favian gülümseyerek peki der ve oturmasını işaret ederken delora
böyle iyidir, elini sallayarak konuşmasını söylerken favian konuşur “o gerçek ewan..” “gerçek ne demek? açıkla..” “ewan beşinci element olduğu için asıl benliği kendini sizin
bildiğiniz ewan görüntüsünde saklıyor-“ “ewan öyle doğdu!?” “olabilir-“ “ne demek olablir, adam sarışın büyüdü favian-“ “olabilir delora.” delora bir şeyler homurdanırken tekrar elini sallar, favian devam
eder “beşinci element olduğunu bu akşamdan sonra öğrendi, biana’nın
güçleri geliştikçe ikisinin arasındaki bağ da güçlendi, element ve akasha
arasındaki bağdan bahsediyorum-“ “dur.” favian dururken delora elini kaldırmış, kafasındaki soruyu sorar “yani ewan taa o zamanlardan beşinci element olduğunu
biliyordu?!” genç adam başını sallarken delora bir küfür daha eder, favian
gülümseyerek yanağını kaşırken delora anlamıyordur, gözlerini kapatarak sorar “yani o zaman-BU ADAM BUNLARIN HEPSİNİ NASIL UNUTTU!?” “göstereceğim-“ “gösterme! anlat! ya da önce anlat, sonra göster! şoktan şoka
sürükleniyorum her seferinde..” favian gülerken delora komik değil diyordur, bir yere oturur.. SOUNDTRACK MISSY HIGGINS - SCAR “beynimi sulandırmak hoşuna gidiyor değil mi? nerdeyiz?” delora önüne dönerek etrafına bakarken daha önce hiç görmediği
bir parkta olduklarını anlamış, kaşlarını kaldırır ve omuzlarını silkerek
yürürken hava muhteşemdir, genç kadın gülümseyerek derin bir nefes alırken
ilerde koşan yeni ewan’ı gördüğünde favian’a döner “biana nerede?” “buralarda bir yerlerde olmalı, her zaman onu görmüyorum,
görünmeden izlemiş olmalı..” delora hmmlarken tekrar
önüne döner, parktaki köpeklerin birini severek sahibiyle konuşan, ve sıcacık
bir gülümsemesi olan adamı gördüğünde bir anda ewan’ı daha önce hiç bu kadar
rahat görmediği hisseder, kollarını kavuşturarak yavaşça yürümeye devam ederken
bir anda belinden yakalanarak çekilir, tam önünden son hızla bir bisikletli
geçerken delora yutkunarak belindeki kola tutunur, favian sağından eğilerek iyi
olup olmadığını soruyordur, genç kadın başını sallar “zarar göreceksek görünmemenin ne anlamı var?” “başkasının aklında istenmeden dolaştığımız için bir ceza falan
sanırım-“ “burada ölürsem orada da mı ölüyorum?” favian yine bilmediğini söylerken delora genç adamın kollarından
çıkarak ona döner “tehlikeli yerlere götürmeden önce haber ver..” genç adam gülümseyerek tamam derken delora da güzel der ve
kendini toplayarak önüne döner ve bu sefer etrafına dikkat ederek yürürken favian
da hafif esintide havalanan sarı dalgaları takip ederek yürür... ewan içtiği suyun birazını da yüzüne dökerken delora genç adamın
boynundan tişörtüne doğru süzülen damlaları izliyordur- “colm’la mı nişanlısın?” delora daldığı manzaradan uyanıp favian’a döner “kim?” “damat colm mu?” delora evet diyerek tekrar önüne dönerken mırıldanır “bu gidişle asla evlenemeyeceğiz, ama öyle..” “neden?” “ne neden?” “delora sen beni dinliyor musun?” delora gülerek önündeki ewan’ı gösterir “adamı izliyorum, rahatlığına bak, resmen mutlu.” “değişik, evet..” “değişik az kalır-tanrım, ewan sana ne yapmışlar..” favian gülümserken delora mutlulukla parlayan conrad kırması taş
ewan’ı izlemeyi bırakmış, favian’a döner “sen iyi misin?” favian bir an soruyu algılayamazken hemen sonra omzunu silker “sanırım..iyi gibi miyim?” “nasıl ve neden yaptığını anlamadığım şeylerin dışında iyisin, en
azından ölü değilsin..” genç adam doğru diyerek önüne döner ve gülümserken delora onun
profilini izliyor, o gece kollarında ölen adamın, çocukluk arkadaşının hatırası gözlerinin önüne geldiğinde gözlerini
kapatır ve iç çekerek tekrar açarken uzanarak favian’ın elini tutar, genç adam
da ellerinin üzerindeki nazik parmaklara bakıyor, yıllarca beraber büyüdüğü
kızın elini tutarken delora başını onun omzuna yaslar... SOUNDTRACK THE FRAY – LOOK AFTER YOU “umarım bianayla kalmak için iyi bir sebebin vardır..” favian omzundan gelen usul sese başını çevirirken delora ilerdeki
insanları izliyordur, iç çeker “çok uzak kaldık.. ne olduysa çok uzak kaldığımız, parçalanıp bir
köşeye savrulduğumuz için oldu.. latty kaçırıldı, ben her şeye lanet edip
kendimi dugan’a kapattım, ewan kendisi değilmiş zaten-tanrım.. sen de..” delora başını kaldırarak onu izleyen adama bakarken sorar “sen hep uzaktaydın favian, seni umursamadığımızı düşündün mü
hiç?” genç adam gülümser “başka bir gezegenin prensiydim ben delora, uzakta olmak
zorundaydım..” “ama biz çok yakındık..” “bazen her şey sen istemesen de değişir, insanlar uzaklaşır,
arkadaşlıklar soğur-“ “ölmeden önce yanında ben vardım favian, beni çağırdın..” favian deloranın güneşte açılmış mavi bakışlarını izliyorken genç
kadın onun yüzünü izliyordur, gözlerini, yanaklarını, dudaklarını.. favian uzanarak delorayı öperken genç kadın yüzüne vuran çiçek
kokulu rüzgarla gözlerini kapatır.. delora favian’ın tuttuğu elini hafifçe sıkarken genç adam başını
çeker, ikisi hala dudakları aralık, birbirlerini izliyorken favian konuşur “colm geldi..” delora kaşlarını çatarken favian biraz daha çekilerek önüne döner “ben okuldan sonra troovaya dönmeden önceki sene colm oreon’a
geldi..” deloradan usul bir oh
duyulurken favian iki elinin arasındaki parmaklarla farkında olmadan oynuyor,
genç kadının avcunun içine dokunuyorken delora’nin bütün benliği sol elinde
toplanmış, geri kalan minnacık bir miktarıyla favian’ı dinliyorken genç adam
kendi kendine gülümser “okulda sadece üçümüz vardık, en azından bize öyle gelirdi..
latty, sen, ben.. ewan her zaman hafta sonları ya da tatillerde dönülen adam
olurdu, o sizi benim tanıdığım kadar tanımıyordu.. zaten latty döndüğümüz gibi
adamın etrafında pervane olduğu için bizimle pek takılmıyorlardı, hatırlıyor
musun?” delora da gülümseyerek başını sallarken favian ona döner “ben senden hoşlanıyordum delora, çok hoşlanıyordum hem de.. ama hiç söylemedim..” genç kadın hafifçe dudağını ısırırken favian ona gülümser “çok iyi arkadaştık, her şeyini bilirdim, latty kafayı ewan’la
bozunca gelir saatlerce benimle konuşurdun, ilk sütyenini bile benimle aldın..” delora gülerek başını eğerken favian da gülüyordur “bunları zaten hatırlıyorsun..” genç kadın o zamanlardaki aptallıklarını hatırlarken başını iki
yana sallıyordur, favian onu çenesinden tutarak kendine baktırırken gülümsemesi
silinmiş, sanki bir sis bulutunun arkasındaymış gibi mırıldanır “..ama hiçbir zaman benim gördüğüm gibi görmedin..” delora kendini hala lisedeymiş gibi hissediyor, sanki favian’ın
acısı onun suçu, onun mide bulandırıcı bencilliğiymiş gibi geliyor, ama bir şey
söylemiyorken zaten ne diyeceğini de bilmiyordur, favian onu bırakarak tekrar
önüne döner, ewan ortadan kaybolmuş, ama ikisi hala orada kalabiliyorken delora
konuşur “sonra colm geldi ve ben en iyi erkek arkadaşımın beni kardeşi
gibi gördüğünü düşündüğüm için yakışıklı stajyere aşık oldum.” favian hızla ona bakarken o cümlenin içinde bir şeyler gizlidir,
delora gülümser ve önüne dönerken devam eder “ben de senden
hoşlanıyordum, kader, şans veya talih diyemem favian, bilmiyordum, ama o
zamanlar söylemiş olmanı dilerdim, tek bir cümlenin şimdi neleri
değiştireceğini tahmin bile edemiyorum..” “çocuktuk..” delora başını sallarken sonunda elini çeker ve oturdukları yerden
kalkarak hala oturan favian’a döner “sırada ne var?” favian bir an daha önündeki sarışına bakar, ama değişen bir şey
olmazken genç adam da kalkar ve onun elini tutarak gözlerini kapatmasını
söylerken delora itiraz etmez.. delora tekrar gözlerini açtığında karanlık bir yatak odasında
olduğunu görür, eşyaları hayal meyal ayırt edebiliyorken bu sefer nerede
olduklarını sormak istemiyordur, aslında hiç konuşmak istemiyordur, çünkü ne
söylerse favian’ın kalbi kırılacakmış gibi geliyordur, o yüzden sessizce
etrafına bakıyorken biraz sonra ona tanıdık gelen eşyaları görmüş, duvardaki
posterler, mantar panodaki resimler, her şey bir anda yerine otururken delora
şokla favian’a döner ve tam konuşacakken odanın kapısı açılıp içeri 18
yaşındaki delora ve favian koşuşturarak girerken delora nefesini tutuyor,
favian onu izliyordur... “matildanın suratını
gördün mü!!” favian gülerek onları yasaklı saatlerde koridorda koşarken görmüş
kızın taklidini yaparken delora da sesini sinir bozucu bir şekilde inceltir “bu saatte odaya misafir
almak yasak! tanrım hepimiz öleceğiz! ağağ!” favian gözlerini devirirken delora da pfftlar ve odanın ışığı yerine baş ucundaki abajuru açıp kendini yatağa
bırakırken favian bilgisayarın başına oturmuştur, deloranın şarkılarını
karıştırıyorken genç kız yattığı yerden sorar “sence colm beni öper mi?” favian’ın tuşlardaki eli donarken hala bilgisayara bakıyordur,
delora ayağa kalkmış, onun yanında iskemleye sıkışırken konuşur “sana soruyorum-şunu aç..” delikanlı o şarkıyı açarken delora dirseklerini masaya dayayarak
çenesini ellerine dayar “colm beni öper misin?
diye sorsam ne der? şok olur kesin..” favian olabilir diyorken delora iç çeker “okul bir an önce bitse, hatta bir an önce bir kaç sene
büyüsek-ve ben akamdemiye gitmek istemiyorum sanırım..” favian işte bunu duyunca genç kıza bakmaya karar verirken delora
onun yanından kalkar “öyle bakma, bazen istiyorum, bazen istemiyorum.. lattyle sen
melekler okuluna gideceksiniz tabii, ben tek başıma ne yapacağım?” “sen de meleklerin sınavına girersin-“ “beceremem, ayrıca benim ne olacağım belli, gücüm, gelişimim, her
şeyim belli.. siz ikiniz sadece sihirlisiniz, eğitilip büküleceksiniz dahaaa..” delora melekler okulunun onları bükmesini favian’ın yanaklarını
çekiştirerek canlandırıyorken delikanlı onun ellerini tutarak indirir “tatillerde görüşürüz..” “öyle tam olmaz..” “neden?” delora omzunu silkerek tekrar yatağına otururken favian da onun
yanına gelip uzanır, delora da kendini arkaya bırakarak delikanlının karnına
başını koyduğunda ikisi de tavanı izliyor, favian mırıldanır “colm’a aşık mı oldun?” “bilmem.. hiç aşık olmadım ki.. ama hep onu düşünüyorum..” “sadece düşünmekle aşk olmaz..” “ona dokunmak istiyorum, öpmek istiyorum..” favian yine sessizleşirken delora yattığı yeri beğenmemiş, kalkıp
favian’ın yanına uzanır, ikisi de birbirlerine dönmüşlerken delora gülümser “sen adrianne’e aşık olmuş muydun?” favian gözlerini devirirken delora gülerek uzanır ve delikanlının
çenesini ısırıp geri çekilirken favian ona bakıyordur “ne yapıyorsun?” “ısırıyorum?” favian bakışlarını tekrar tavana çevirirken delora kaşlarını
çatmıştır “yanlış bir şey mi yaptım favian?” “hayır..” “e ama kızdın..” “kızmadım..” “yalan söyleme..” favian yattığı yerden doğrulurken delora da onunla beraber
kalkmıştır “bak kötü bir şey yaptıysam söyle-“ “yapmadın delora.” “ama hala kızıyorsun favian, ben hissediyorum, ne yaptım?” “devamlı bir tarafımı ısırıyorsun, ya da sıkıştırıyorsun, öpüp
dokunuyorsun...” delora yutkunurken favian yine bilgisayarın başına oturmuştur,
yataktaki genç kız yaptığı şeyleri şöyle bir kafasında tartar, bazen çenesini
ya da yanağını ısırıyordur evet, ama o kadar sevesi geliyordur ki ısırmaktan
başka bir şey yapamıyordur, arada boynunu da öpüyordur evet, ama o kadar
sıcaktır ki orası, yanağını öpene kadar kimse yokken boynunu öpse daha iyi
olmuyor mudur, ya da yanaklarını sıkıştırınca- “sevgimi gösteriyorum-“ “ben rahatsız oluyorum delora-“ “geçen sene olmuyordun-“ “bu sene oluyorum, yapma lütfen..” “peki, yapmam.. özür dilerim..” favian onun soğumuş sesiyle arkasını dönerken delora üzerindeki
kazağı çıkarıyordur, yorganın altındaki geceliğini alarak başından geçirir,
eteğin altından kotunu da çıkarıp kazağıyla beraber dolaba tıkarken favian onu
izliyordur, genç kız yatağa girip yorganı da üzerine çeker “uyuyacağım, bilgisayarla işin bitince kapatırsın..iyi geceler..” ve ışık kapanırken favian yüzüne bilgisayarın ışığı vuruyor,
sırtını ona dönmüş deloranın saçlarına bakıyorken dönerek aletin ekranını
kapatır ve yerinden kalkıp olabildiğince sessiz, odadan çıkar.. “gece böyle bitmedi..” favian bildiğini söylerken delora zaten ne olacağını biliyor, iç
çekerek yerde oturmaya devam ederken favian birazdan açılacak kapıyı izliyordur,
delora ona döner “özür dilerim..” favian cevap vermezken delora yatakta gözleri kapalı, ama
uyumayan kendisine bakıyor, mırıldanır “beni istemediğin için kızmıştım, senin kalbinin kırıldığını fark
edememiştim..” “önemli değil..” delora tekrar genç adama dönerken odanın kapısı açılır, favian
tekrar içeri giriyorken yataktaki delora gözlerini açarak duvara vuran gölgeye
bakıyordur.. SOUNDTRACK JAMES MORRISON – YOU GIVE ME SOMETHING “delora?” genç kızdan ses gelmezken favian koridora bakıp içeri girer, kapıyı
kapatıp yatağa ilerler, deloradan boş kalan yere otururken yatağın alçalmasıyla
delora hemen gözlerini kapatır, favian görmüş, gülümser “gördüm, aç gözlerini..” delora gözlerini açar ve iç çekerek arkasını dönerken favian ona
bakıyordur, kızgın da görünmüyordur, delora dirsekleri üzerinde doğrulur “neden istemiyorsun?” “artık küçük değiliz de ondan..” “ne fark eder?” “sen beni öptüğünde sadece sevginden öpüyorsun, ama ben başka
şeyler düşünüyorum..” “seks gibi mi?” “evet, seks gibi..” delora tamamen doğrularak tam favian’ın karşısında oturuyorken
delikanlı karanlık odada pencereden vuran ışığın aydınlattığı yüzü izliyordur,
delora da ona bakıyorken uzanır ve favian’ın dudaklarını örter, yumuşacık öpüp
geri çekilirken sorar “bu da mı seks?” favian başını iki yana sallar, sonra kendisi uzanarak genç kızın
dudaklarını diliyle aralar ve ikisinin de ağızları açılırken favian genç kızın
yüzünü tutuyor, ağzında dolaşan dilini emerek ayrılırken delora kalbi ağzında,
az önce seks nedir görmüş, ağzını kapatır... “ben seni hiç böyle öpmedim favian..” “ama ben seni hep böyle öpmek istiyorum..” “bana aşık mısın?” “hayır..” delora’nın kalbi bir anda çıt diye kırılmış, genç kız kırıldığına
bile şaşırıyorken bir şey söylemeden başını sallar “bundan sonra öpmem..” “ısıracak mısın?” delora yine nefesi kesilerek ona bakıyorken favian uzanarak
deloranın boynuna eğilir ve hafifçe öpüp sonra da ısırırken genç kız gözlerini
kapatarak yutkunur “yapma favian..” favian onu dinlemiyor, diliyle kulak memesine kadar gelmiş, hafif
parfümün kokusuna gülümseyerek yumuşacık kulak memesini dişlerini arasına
alırken delora’dan küçücük bir ses çıkar, favian sırıtarak onu geriye
yatırıyorken delora delikanlıyı omuzlarından tutarak tekrar doğrulur “olmaz..” “neden?” “biz birbirimize aşık değiliz, arkadaşız biz favian..” “ama ikimiz de birbirimize dokunmak istiyoruz, değil mi?” “sen bana zorla dokunuyorsun-“ “az önce de zorla mı inledin?” delora sinirlenmiş, favian’ı iterek yataktan çıkarken delikanlı
onun sırtına bakıyordur “ilk defa colm’la mı sevişmek istiyorsun?” “evet! kıskandın mı?” “evet.” delora arghlayarak
odada dönmeye başlamışken favian gülümser “kızınca daha güzel
oluyorsun hayatım..” delora yerdeki yastıklardan birini alıp favian’ın kafasına atar,
delikanlı gülerek yastığı yakalarken delora ona atılmış, yastığı bir kenara
atarak dudaklarına yapışırken favian gülmeyi unutmuş, az önceki gibi ağzını
açarak delorayı karşılarken genç kız onu iterek yatağa yatırır, geceliği
bacaklarından sıyrılmış, bacaklarını açarak favian’ın üzerine oturuyorken
onları izleyen büyük delora şokla ayağa fırlamıştır.. “BEN BÖYLE HATIRLAMIYORUM! BU NEDİR!?” favian ona sakin olmasını söylerken delora yatakta birbirlerini
soymaya çalışan gençleri gösterir, favian onu tekrar yere çekerken delora
sinirden ağlayacaktır “sen o gece gelmiştin, bir daha öpüşmeyelim demiş ve
ayrılmıştık-favian neler oluyor?” “ewan bu kadar şeyi nasıl unuttu diye soran sen değil miydin?” “evet, ama bunun ne
alakası var?!” “çok var delora, bir tek ewan kendini unutarak yaşasaydı her
seferinde siz hatırlatırdınız, ewan’la ilgili şeyleri unuturken arada bazı
şeyler de gitti-“ “ama bu..” delora, gülerek sakarca sevişir gibi yapan kendini ve üzerindeki
favian’ı izliyorken bütün tüyleri diken diken olmuştur “bu tamamen bana ait bir şey, benim,
ewan’la ne alakası var-“ “benimle alakası var..” “anlamıyorum..” “biana’yla yaptığımız anlaşmanın bir parçası diyelim..” deloranın gözleri büyürken favian devam eder “onunla olabilmek için sizden ayrılmam gerekiyordu, o da bir kaç
küçük düzenleme yaptı-“ “biana bizim aklımızla nasıl oynuyor-“ “biananın şu anda elinde tuttuğu güçlerle isterse her şeyi
yapabilir delora..” “o güçleri nasıl aldı peki-ve-sen-NEDEN BENİ BIRAKTIN FAVIAN!?” favian buz keserken delora paramparça olmuş, ona bakıyordur.. “BENİ BIRAKACAK KADAR-BUNU BIRAKACAK
KADAR ÖNEMLİ Mİ BU KADIN-tanrım, ben sana aşıktım favian..” yataktaki iki vücut birbirne değdikçe delora delirecek gibi
oluyorken başının döndüğünü hissettiğinde elinin altındaki iskemleye tutunur,
iskemle yerde kayarak boğuk bir ses çıkarırken yataktaki favian ve delora o
tarafa bakmış, ama bir şey görememişken favian oturduğu yerden fırlamış,
delorayı da alarak ortadan kaybolur.. SOUNDTRACK JAMES MORRISON – ONE LAST CHANCE delora favian’a tutunarak bir yerlerde var olurken genç adam onu
koltukların birine oturtur, delora başını tutarak uzanmayı tercih ederken
favian koltuğun başındaki battaniyeyi açarak onun üzerine örter “uyu biraz..” “uyuyamam.. nerdeyiz?” “ev..” “kimin evi..” “ikimizin evi, hadi uyu delora..” delora favian’ın kolunu sımsıkı tutmuş, kocaman gözlerle ona
bakıyorken genç adam iç çeker “bilmek istemezsin, sorma delora lütfen-“ “bizim evimiz mi var? ne zaman?” “delora-“ “cevap ver!” “akademiden mezun olduktan sonra-“ “hangimiz?” “ikimiz de-“ “ben akademiye gitmedim!” “gittin..” delora genç adamın kolunu bırakarak ellerini yüzüne kapatırken
favian ona bakıyor, o da koltuğun yanına çökerek genç kadının saçlarına
uzanırken delora ağlıyor, onun elini iterek kendinden uzaklaştırır, hıçkırarak
ağlarken parça parça hisler, dokunuşlar, gülüşler kulağına geliyor, üzerinde
yattığı kahrolası koltuğu nasıl aldığını bile hatırlıyorken derin bir nefes
alır, hıçkırıkları içinde boğularak onu sarsarken delora favian’a döner “geri ver..” “hayır-“ delora doğrulur ve genç adamın yüzüne bir tokat patlatıp bağırır “GERİ VER DEDİM-HEPSİNİ,HEPSİNİ VER! BENDEN ÇALDIĞIN BÜTÜN
HAYATIMI GERİ VER!” favian yüzünü tutuyorken delora onun kolunu yumrukluyor, ağlıyor,
gücü tükenerek genç adamın kazağına tutunuyorken sesi küçülmüş, bitmiş, yalvarır “lütfen-“ ve bir an sonra dudakları kapanırken genç kadın ağlamakla inlemek
arasında bir ses çıkararak favian’ın başına tutunur.. favian ne var ne yoksa hepsini veriyor, nasılsa artık fark
etmeyecek, ne biliyorsa her şeyi deloraya bırakıyorken genç kadın onu tutmuş,
başını, boynunu, dudaklarını tutmuş, bırakmıyorken gördükleri bittiğinde, kendini tamamladığında ağlayarak çekilir
ve favian’a sımsıkı sarılırken genç adam da yıllar sonra onu tutuyor, tuttuğu
kadının gerçekten ona ait olduğunu hissediyorken delora onun saçlarını okşuyor,
boynunu öpüyor, geri çekilir “neden? neden favian?” favian cevap veremiyorken delora uzanarak genç adamın dudaklarını
kapatır ve omuzlarından iterek yumuşak halıya yatırırken bacaklarını açarak
üzerine çıkıyordur, favian onu kalçasından kavramış, bütün gücüyle öpüyorken
delora genç adamın saçlarını iki taraftan kavramış, başını çekerek sorar “neredeyiz?” “yemekteyiz, doğum günüm..” delora ne yediklerini, sonra ne yaptıklarını, ne hediye aldığını,
genç adamın gülüşündeki tüm kıvrımları hatırlarken gözleri yaşlı, gülümseyerek
tekrar ona eğilir ve dudakları birbirine değer değmez deloranın sırtı yere
değerken ikisi de birbirine tutunur... bütün giysiler bir yere dağılmış, ama hiçbiri normal gözlere
görünmüyorken onlardan kurtulmuş iki bedenden biri altındaki kadının
göğüslerinin tam ortasını öpüp diliyle yukarı çıkar ve tam çenesinde durup
ısırırken genç kadın gülümsüyor, üzerindeki adamı kendine çeker ve favian
inleyerek deloranın içine girerken genç kadın dudaklarını ısırarak parmaklarını
genç adamın beline saplıyordur, favian eğilerek onu öperken delora bacaklarını
kapatarak genç adamın kalçasına dolar, favian kendini biraz daha iterken delora
inleyerek gülümsüyor, favian onun güzel boynunu ısırıyorken delora kollarını
onun boynuna dolar, ikisi birbirine kenetlenmiş, sımsıkı sarılıyken delora genç
adamın şakağını öpüyor, içinden çıkmasına izin vermez... SOUNDTRACK THE FRAY – LOOK AFTER YOU “biana ewan için hafızalarla oynarken-“ “ki hala neden yaptığını anlamış değilim..” favian gülümseyerek sarı saçları öperken deloranın başı genç
adamın göğsünde, üzerlerindeki battaniyenin püskülleriyle oynuyordur “devam et..” “hafızalarla oynanırken bana geldiğinde-“ “bir de herkesin ayağına mı gitti?” “herkesin değil, ama bana geldi çünkü benim gücüme ihtiyacı
vardı-“ “zamanda dolaşabiliyorsun..” genç adam evet diyerek genç kadının sırtında parmaklarını
gezdiriyorken delora yıllardır ne olduğunu aslında bildiği güçle gülümser,
gözlerini kapatmış, sırtındaki parmakların sıcaklığını duyuyor, mırıldanır “neden seni öldürmesine izin verdin?” “beni öldüren biana değildi..” delora gözlerini açarak başını kaldırırken favian onun al al olmuş
yanaklarına bakıyor, gülümser “sana öyle göstermek zorundaydım-“ “neden?” “biana için öyle olması gerekiyordu-“ “biana ne yapmaya çalışıyor?” favian şimdi evrenin sırrını bilse bir saniye bile düşünmeden
söyleyecek kadar önündeki kadına aşık, sarı saçları okşarken cevaplar “ewan’ı kurtarmaya çalışıyor..” delora gözlerini kapatarak alnını favian’ın göğsüne dayar ve
kafası yine çorba olmuş, inlerken favian hafifçe güler, delora onu duyunca
dişlerini genç adam saplarken favian gülerek onu iter ve tekrar üzerine
çıkarken delora onun gözlerine bakıyor, yüzünü parmaklarıyla tekrar çiziyor,
mırıldanır “kimseyle evlenmiyorum..” “güzel..” ve genç adam gülümseyerek sıcak dudaklara eğilirken delora her
şeyi dönünce düşünecek, ama dönmeyi istemiyorken favian’ın öpüşünü karşılar.. “bundan sonra ben ne soracaksam ona göre cevap verip
göstereceksin..” favian tamam derken delora tekrar ewan’ın evinde olduklarını
anlar, evin kapısı çalarken içerdeki odadan sarışın olan ewan çıkmıştır,
kapının deliğinden bakıp kaşlarını çatarken açar, dışarda kimse yokken genç
adam bir şeyler homurdanıp kapıyı kapatır ve arkasını döndüğünde biana belirip boo!lar, ewan gözlerini devirirken
saçlar yine kararmış, genç adam kendine dönmüşken biana onu takip ediyordur “evde neden öyle dolaşıyorsun?” “sen neden sürekli su olmuyorsan ondan..” biana peki derken ewan bugün terstir, genç kadın bir an dokunsa
mı dokunmasa mı karar veremezken sorar “bir şey mi oldu?” “her gün bir şey oluyor..” “ters cevap vermene gerek yok, adam gibi soruyorum-“ “sinirlerim tepemde biana, üzerime gelme..” “ben bir şey yapmadım!” ewan elindeki fincanla içeri giderken elini kaldırır “şimdi yapıyorsun, sussan?” “istersen hiç gelmeyeyim?” ewan iç çekerek arkasındaki kadına döner “öyle demek istemedim-“ “ne olduğunu söyle..” “savaş çıkacak..” biana genç adama bakakalırken ewan kahvesinden bir yudum
alıyordur, keyifli bir ses çıkararak salona dönerken biana hızlı adımlarla onu
takip eder “ne zaman?” “yakında, kimse yerinde duramıyor, bir şeyler oluyor..” “sen de savaşacaksın..” “eh, doğal olarak..” “ölürsen-” “bu kadar güçle pek öleceğimi sanmıyorum-“ “hala diğer ewan gibi dolaşıyorsun, gücünü nasıl kullanacaksın?” “gerekirse kullanırım-“ “gerekmesin..” ewan gülümserken biana endişelenmiştir “ciddiyim ewan, latty ne olacak?” ewan bilmediğini söylerken biana onunla beraber bir koltuğua
oturmuş, başını genç adamın omzuna yaslar... “yani şimdi biana latty’i mi koruyor?” “kardeşi, koruyacak tabii..” delora ya tabii
diyorken favian güler “bazı şeylere kendini alıştırsan iyi olur tatlım, birincisi, ewan
bianaya aşık, ikincisi, latty biananın kardeşi ve biana kardeşini korumak için
her şeyi yaptı..” delora bir şeyler mırıldanarak başını iki yana sallarken favian
onu omuzlarından sararak başını öper “az kaldı, ne bilmek istiyorsun?” “savaşı, latty’i o kadar
koruyorsa nasıl kaçırılmasına izin verdi..” favian pekala diyerek onu başka bir yere götürürken delora genç
adama tutunur.. SOUNDTRACK MISSY HIGGINS - NIGHTMINDS biana ewan’ın evinde dört dönüyor, kapının açılıp genç adamın
girmesini bekliyorken bu saatlerdir sürüyordur, ewan bir türlü gelmiyorken
biana aklını kaçıracak, gidip bir koltuğa otururken dizlerini kendine çeker,
koltuk onu saklıyorken biraz sonra ewan gözünün önünde ortaya çıkar, biana
ayağa fırlarken genç adam başı gözü yara bere içinde, elleri titreyerek ona
bakıyorken genç kadın atılıp ona sarıldığında nefesini bırakır ve rahatlayarak
başını genç kadının boynuna saklarken sarı saçları yavaş yavaş kendi rengine
dönüyordur... “karaya inmeyeceğim demiştin..” “inmek zorunda kaldım, isyanlar şiddetleniyor-ah! yavaş..” biana genç adamın dudağındaki kesiğe üflerken uzanıp üzerine bir
öpücük bırakır, ewan onu izliyorken biana döner, ilk yardım çantasından bir
bant alıp açarken sorar “kendi kendini neden tedavi etmiyorsun anlamıyorum..” “senin yapman hoşuma gidiyor..” biana gülümseyerek küçük bandı az önce genç adamın alnında temizlediği
yaraya yapıştırırken ewan konuşur “ayrıca bir günde iyileştiğimi yeni doktora nasıl açıklarım
bilmiyorum..” “vien, değil mi?” ewan başını sallarken biana genç adamın saçlarının arasındaki
kırmızılığı görür ve dizlerinin üzerinde durarak saçları aralarken konuşur “bilmiyorum, vien neden sana bakmıyor?” “izin vermiyorum-ne var biana, saçımı çekiyorsun..” biana ıslak bezi alarak kırmızılığı
silerken başka bir yerden bulaşan kan olduğunu anlar “bir şey değilmiş, banyoya girebilirsin..” ewan sonra diyerek biananın elinden bezi alır ve tekrar su dolu
kasenin içine atarken gülerek genç kadını koltuğa yatırır “her yanım sızlıyor, nazik ol..” biana gülümseyerek onu kendine çekerken ewan kendini suyun
kollarına bırakır... ikisi bir şekilde yatağa ulaşmış, ewan hem zevkten, hem de
yorgunluktan uyuyakalmış, sakin nefesler alıyorken yanındaki biana başını eline
yaslamış, onu izliyordur.. parmakları genç adamın kollarındaki dövmelerde dolaşıyor, daha
yarısının bile anlamını bilmiyorlarken ewan özündeki adamın ne ara çıkıp dövme
yaptırdığını bilmiyor, ama biana onun taşıdığı ruhların simgesi olduğunu
söylüyordur, kollardan sonra genç kadının elleri ewan’ın göğsünde dolaşıp
boynundan yavaşça yukarı çıkarken genç adam kendi kendine bir şeyler mırıldanıp
başını bianaya çevirir ve uyumaya devam ederken biana gülümser, genç adamın
rahatlamış ifadesine, yumuşacık dudaklarına ve küçücük burnuna bakarken uzanıp
burnunu üzerine bir öpücük bırakır ve sıcacık boynuna sokularak gözlerini
kapatırken ewan kollarını ona dolayarak ılık sularda salınırcasına uyumaya
devam eder.. “latty’i nasıl korudu diye sormuştum, bu neydi?” “sabırlı olsan biraz?” delora gözlerini devirirken favian uyuyan ikiliye bakıyordur,
delora da bekliyorken genç adama sokulur “bomba mı düşecek?” “saçmalama delora..” delora sırıtırken favian onun başını kendine çeker ve izlemeye
devam ederken delora genç adamın göğsünde, onun kazağına tutunmuş, kalp
atışlarını dinliyorken gözlerini kapatır, biana da ewan için zamanında bunları
hissetmişse delora şimdi onun için üzüldüğünü düşünürken o anda biana acı dolu
bir feryatla uykusundan uyandığında delora da irkilerek onlara bakar... |