CRASHED405

 

Derece : NC-18 (18 yaş altındakiler için sakıncalıdır.)

 

Özet : Evrende nefes alan her şey evrendaştır.

 

Notlar : Tarih, 01.09.07 (yayın tarihi:)

 

Notlar II – dilş : Büyük bir dönemeç, yine büyük bir dönemeç. dD, hem birey olarak, hem de takım olarak yeniliklerinin ardını arkasını kesmiyor diyebilirim.. dD nedir, dilek ve dilş’in kısaltmasıdır, thelake ve awakencordy demektir, bir yanlış anlaşılma olmasın, yine aynı kişiler kalemi elinde tutmaktadır..

 

Notlar III – dilş : Ben 405’te unumu serdim, eleğimi astım, artık gayet tatlı, bahar günleri gibi kısımları yazıyorum, bu bir gerçek.. Çocuklar büyüdüğünde hayatımız yine kararıp gerçekliği görecek, plan oydu, hala o, ama arada sırada spin offlar olsun, böyle major birleşmeler olsun, crossoverlar olsun, 405’in büyükler ligine dokunmalarım sürüyor, çünkü onlarsız da olmuyor.. Hepsinin tadı farklı, bir hayat büyükler ligi olmadan geçmiyor..

 

Notlar IV – dilş : Dilek’in Crash’i ise daha farklı, kendisi daha körpecik, ama kökleri toprakta oldukça yayılan, her yere tutunan bir hayat oldu.. Onun senaryosu hakkında bir gün konuşurken birden bire kendimizi bu topraklarda bulmamız ise çok ani bir ivmeyle gerçekleşti, crossover olur herhalde derken, senaryonun kendisi crossover oldu..

 

Notlar V – dilş : İçiçe geçen bir sürü fikrin, evrenlerdeki açık kapıların izlerini göreceğiz bu senaryoda.. Zannımca.. Hala nasıl yazacağımızı bilmiyoruz, tempo nasıl olacak, durum nasıl olacak, yazım şekli nasıl olacak.. 405’in plotunun olmaması bir rahatlık olacak bizler için, büyük bir plot bombalanmayacak, açık kapıları kapatacağım.. Crash içinse durum farklı, onun devamında bu konuları işliyor olacağız, bir sürü şey aydınlanacak, Crash yazarken şöyle iyi mi böyle iyi mi tadında gideceğiz..

 

Notlar VI – dilş : Amacımız, 405 Grisi ile, Luplex Pembesi’ni bir araya getirmek.. En sevdiğimiz karakterlerimizi yan yana görmek.. Sonu olmayan bir proje, bir anda “tamam evet ayrılalım” şeklinde bitebilecek, ya da “evet hala devam ediyoruz” denilebilecek bir örgü.. Senaryo serilerinde bir adımdan çok bir köprü..

 

Notlar VII – dilş : Angel6’da da ortak yazım gerçekleştirmiştim, çok zor bir aşama olduğunu biliyorum.. Onun bana kattığı çok tecrübe oldu, en azından oradaki duraksamaları burada geçirebileceğiz, daha kolay olacak.. Dilek de hayatını benim senaryomu chatlerde kendince yazarak geçirdiği için, 405 konusunda bir problem çekmeyecek, ikimiz de birbirimizin evrenini gayet iyi tanıyoruz, ve düşünüyorum ki, uyum anını yakaladıktan, sistemi oturttuktan sonra her şey oldukça kolay geçecek.. O ana kadar bocalamalar doğal olacaktır..

 

Notlar VIII – dilş : Çok heyecanlıyım aslında, hayırlısı, umarım bu da ortasında rafa kaldırılan bir proje olmaz, ağlarım.

 

Notlar I – dilek : dD’nin miniği geldi efendim. Şu körpecik hayatımda kendi kocaman evrenimin bile notları yoktu, ki ben notların hayranı bir insanımdır, şimdi evrenimin devleştiği bir noktada notlarla karşılıyoruz kendisini.

 

Notlar II – dilek: Şu anda bu notları okuyan çoğunluk daha önce crash okumadı, en azından benim bildiğim kadarıyla, onlar için hazırlanmış summary defterini okuduklarını tahmin ederek içim rahat, karnım tok ve sırtım pek bir şekilde adım atacağım. Şuradan buradan adını bilmediğiniz insanlar fırlıyorsa bilin ki summary’i iyi okumamışsınız :) ama sora sora bağdat bulunur, isim dediğin bir objedir, derhal cevaplarız. Zaten karakter geçmişleri de kafamda bir databank halinde duruyor, google search oldum, sorana 3 cümleyle cevap verebilirim sanırım.

 

Notlar III – dilek: dilş’le kaç kere ortak bir şeyler yaptığımızı düşünüyorum, ben six’te masalcı teyze oldum, o sharpest lives’da flashbackçi teyze oldu, sonra değişim furyası vardı, şimdi de bu. Artık iki aklın ayrı kalamaması durumunda yaşanan doğal bir süreç olduğunu düşünüyorum.

 

Notlar IV – dilek: yazım stillerinin nasıl kaynaşacağı konusu bende bir hayli merak uyandırıyor, daha önce ikisini bir arada okuyanlardan “aaa vallaha fark etmedim beh ahahah” gibi tepkiler aldığımız için sanırım bir problem olmayacak, zira ikimiz de kendi evrenlerimiz dışında diğer evrenlere gayet iyi hakimiz. Bir karakterin ağzından çıkan laf artık o karakterin ağzından çıkıyor, bizim aklımızdan değil.

 

Notlar V – dilek: hikayede insan haklarına aykırı durumlar görürseniz bilin ki bu Latty’den kaynaklanan bir durumdur. Kendisi çok çekmiştir elimizden, hala çekmektedir, daha da çekecektir. Siz aklınızı selim tutun.

 

Notlar VI – dilek: yazacağımız olay ikimizin de çok sevdiği ve duygusal olarak çok detaylı ve ağır işlemek istediğimiz bir konu. Umarım altından kalkarız. Trajediyi seven mazoşist ruhlar olarak kaleme alındığında burada da bir sorun yaşamayacağımızı umuyorum :)

 

Notlar VII – dilek: başka diyecek bir şeyim yok sanırım, bir haftalık bir hazırlık sürecinin ardından sonunda bu noktaya vardık, her şeyin eksiksiz, güzel ve kalplere dokunan bir şekilde başlayıp devam etmesi umuduyla..

 

UYARI 1:

 

Bu senaryo FOUR, ZERO ve FIVE senaryolarını barındıran 405 Serisi ile, stand alone bir senaryo olan CRASH adlı senaryonun ortak bir evrende buluşmasıyla meydana gelen bir senaryodur.

 

Bu senaryo, diğer senaryolar olmadan okunabilecek olsa da, pek bir mana ifade etmeyecektir.

 

UYARI 2:

 

Bu senaryo, şiddetli görsel imgeler içerecektir. Bunlara kitlesel felaketler, ölüm, acı, hastalık, cinsellik, şiddet, duygusal iniş ve çıkışlar dahildir.

 

Teşekkürler,

dD.

 

 

“ELLER HAVAYA, ELLER HAVAYA, ZEUS BİLE BU GÜNÜ MAHVEDEMEZ!”

ve bar coşarken her yerde eller havaya kalkar..

 

 

SOUNDTRACK

DEBORAH COX – ABSOLUTELY NOT (CHANEL CLUB MIX)

 

 

opal kalabalığın arasında yürüyorken ellerini kaldırır ve böylece daha rahat geçerken parmaklarının ucunu geride eşi tutuyordur, ikisi yürürlerken merkez masa barı coşkuyla eğleniyordur, güzel bir cuma gecesidir bu gece, genç kadın grubunun koltuklarına ulaşırken hepsini büyük bir tartışma içinde bulur, muhtemelen konu incir çekirdeğini bile doldurmuyorken merkez masa grubu evrenin sırrını bulur gibi ciddidir, brian bir koltuğa çökerken onu da üzerine çeker, sarışın sırıtarak otururken ona döner, kolu koltuğun arkasında, onun kucağında yükselerek eğilir ve dudaklarını örterken kalçasına batan bir topuğu hisseder, brianı bırakıp dönerken loret konuşur

“sen de ordaydın, hakemlik yap..”

opal neymiş derken konu onlara da anlatılır, genç kadın içki isterken dinler..

 

 

kate gülüyor, bar iskemlesinde oturmuş, konuşur

“tatlım bu önemli bir şey değil-“ ama oğlusu, dik başlı, hayır önemli derken somurtur

“bir daha gitmek istemiyorum, beni zyende okutun,-“

“lincoln..” linc omuzlarını silkerken annesi onun saçlarını okşuyor, konuşur

“bak ne yapalım.. madem sen mavi oluyorsun diye senle dalga geçiyorlar, ben de renk değiştireyim..” linc ona bakarken mırıldanır

“mavi mi olacaksın?”

“hayır.. ama saçlarımı zıtta çeviririm-“ oğlunun gözleri kocaman olurken kate de gülümser, konuşur

“ne renk yapıp babanın kalbine indirsek?” linc gülerek ona sarılırken annesi de ona sarılır, dert tasa biterken barmen içecekleri verir, ikisi de ikişer bardağı alırken gruba geri dönerler..

 

 

naunet ve claudine dans ediyorlarken myra gülerek konuşur

“kızımı özledim!” claudine aa diyerek ona sarılır ve yedek kızı olduğunu söylerken teyzesi gülümseyerek ona sarılır, ikisi dans etmeye devam ederlerken naunet koparak gruba gider, yeri opal ve brian tarafından doldurulmuştur, o da başka bir koltuğun koluna tünerken linc ve kate içkileri getiriyordur, naunet bağırırken jensen o tarafa döner, küfrederek ayağa fırlarken kate ona bakıyor, masum masum sorar

“ne oldu hayatım?”

jensen ağzı açık, ona bakarken yılların sapsarı sarışını kate mis gibi bir kumral olmuş, ona bakıyordur, jensen dağları devirip yol açar ve karısına giderken pierce konuşur

“naunet sen de sarışın ol..”

naunet oldu derken onu öper, linc içkileri annesinden kurtarırken jensen kraliçesini piste götürüyordur, linc bardakları dağıtır..

 

 

“NE KADAR GÜZEL OLMUŞ! ANNE BEN DE KAHVERENGİ OLSAM MI?”

loret gülerek ona koşan kızına bakarken cevaplar

“ilerde istediğin renk olursun tatlım, şimdilik olduğun gibi kal..”

küçük caklin peki derken zac onun arkasından uzanarak suları sehpaya bırakıyordur, konuşur

“anneme de siyah çok yakışıyor..” annesi onun saçlarını karıştırırken linc o tarafa ilerler, dans etmek isterken caklin de ister, ikisi beraber piste giderken claudine dönüyordur, lance’in yanına çökerken nefes nefese, suya uzanır, myra da kocasının yanına giderken zac fırlar, ona yer verir, myra teşekkür ederken zac ayakta, konuşur

“acaba daren ne yapıyor..”

annesi gülerken cevaplar

“muhtemelen ders dinliyor ve sıkıntıdan ölüyordur.. şanslısın..”

zac de gülerken myra yine kızını özler, kocasına dönerek konuşur

“sen hala konuşmadın, değil mi?” naunet e yok artık diyorken james suçludur, mırıldanır

“ne diyeceğim? yine katil misin diye soracak, evet demek zorunda kalacağım..”

zac ama öyle değil derken sehpaya oturmuş, konuşur

“annem de adam öldürdü, ama kötü adamlardı.. sen evren başkanısın, evreni yönetiyorsun, çocukken yaptıkların önemli değil..”

myra aferin zac derken james yine de hımlar, pierce salak olduğunu söylerken mavi bir bakış yer, sırıtır, o sırada birden bütün ışıklar kırmızı yanmaya başlarken müzik hala bangır bangırdır ama an durur, alarmlar yanıp sönerken james fırlar, opal zac’i tuttuğu gibi asansörlere giderken ördekler yakalanır, yollar başkanlara açılırken köprü asansörü bir an sonra yukarı fırlar..

 

 

SOUNDTRACK

BEAR MCCREARY – PRELUDE TO WAR

 

 

“neler oluyor, çocuklar mı-“ ayağa fırlayan mia ona ilerlerken cevaplar

“mars değil, lenarta-

ne? ne alakası var-“ genç kadın ona bir sürü kağıt verirken pierce da ilerliyordur, ekranlara bakarak elleri belinde, mırıldanır

“nüfus sayımı yapsınlar, derhal-“ mia koşarak uzaklaşırken opal telefona gidiyordur, brian konuşur

“orası neresi?” james raporları okuyorken mırıldanır

“biri bana george’u bağlasın-“ kate telefonu çoktan açmışken jensen damienla görüşüyordur, loret james’in elinden kağıtları alırken james konuşur

“lenarta genetik araştırmaların yapıldığı gezegen, gizli gezegen, çok kişi bilmiyor, klonlar orda yaşıyor, masa damgalı..”

brianın başı dönerken loret mırıldanır

“biri onu bilgilendirsin, birazdan açıklama yapması gerekecek-“ opal brianı götürürken rapor yağması bitmiştir, james mırıldanır

“kaç klon yok, ve kim kaçırdı, büyük problem.. biri bana oreonu da bağlasın-“

mia telefonu verirken konuşur

“aradılar zaten, flasler hatta-“ james alır ve uzaklaşırken loret ekranlara bakıyor, mırıldanır

“tamam, pierce, lutherle konuş, siz de bana bilgi verin..”

pierce uzaklaşırken loret herkesin aynı anda konuşmasını dinler..

 

 

sabaha doğru ortam sakinleşmişken james ofisine dalan kate’e bakar, genç kadın nefes nefese, heyecanlı, konuşur

“yandık, gel-“ james kalkarak giderken köprü dolmaya başlamıştır, pierce ona dönerken mırıldanır

“oraya gitmemiz gerekecek, çok uzaktayız, böyle olmuyor-“

“gideriz tamam da ne oluyor-“ pierce iç çekerken cevaplar

“belirsiz bir hastalık.. mikrop..”

james kaşlarını çatarken lorete döner, genç kadın iç çekerken opal mırıldanır

“gerekli.. diğer gezegenlere sıçrarsa bittik..”

james bu şimdi nerden çıktı diyorken üçü de ona bakar, genç adam iç çeker ve dikleşir

“pekala.. bavulları toplayın, lenartaya gidiyoruz.. basın departmanını hazırlayın, karantina haberi vereceğim, pierce ben haberi vermeden boyut kapılarını kapat, opal evren geçişlerini kitle, loret aksilikleri düzelt..”

genç adam uzaklaşan başkanlara bakarken derin bir nefes alır, sonra telefonunu açar, bir saniye sonra konuşur

“norman? benim, buraya gel.. sınırsız süreli geliyorsun,haleyi bir yere bırak.. lazımsın.. tamam..”

ve genç adam telefonu kapatır, basın departmanına giderken evren birbirine girer..

 

 

“NE?! BABA HAYIR-“ norman çantasına kıyafet atıyorken haley arkasında, hayır hayır diyordur, o sırada birden yer sarsılır, yukardaki lamba sağa sola titrerken ikisi de yukarı bakar, televizyon acil durum uyarı sesini verirken haley içeri koşar, norman da arkasından giderken spiker evren karantinasına girildiğini, resmi açıklamanın birazdan yapılacağını söylüyorken dışardaki kornaların sesi iki katına çıkar, haley babasına dönerken konuşur

“sen tanrı değilsin, sen de kaparsan ne olacak?”

babası ona ilerler ve sarılırken haley gözlerini kapatır, fısıldar

“lütfen dikkatli ol..”

“esas sen dikkatli ol.. hastalandığını duyarsam kafanı kırarım..”

haley o zaman kesin hastalanırım derken babası gülümser, bir an sonra salonda bir adam belirirken genç kız çığlık atar, adam ona bakarak konuşur

“korkuttuğum için üzgünüm.. bay norman, ben juane’ın meleğiyim, merkeze sadece benimle gidebilirsiniz, boyut kapıları kapandı..”

norman tamam derken kızına döner, devam eder

“haley, dikkatli ol.. sasha’ya git, onlarda kal, her gece arayacağım..”

haley iç çeker, tamam derken norman onu başından öper, sonra meleğe giderken çantasını alır, ikisi bir an sonra yok olurlarken genç kız dönerek televizyona bakar..

 

 

“hepiniz sakin olun.. duyduğunuz ve hissettiğiniz sarsıntı, gezegen üzerine inen boyut kapılarının sesi-“

 

herkes ne diye birbirine dönerken miss eliza sessiz olmalarını istiyordur, miss danielle ise konuşuyordur

 

“-bir dakika önce merkez masa’nın yaptığı bir evrensel bildiri dahilinde, gezegen giriş çıkışları belirsiz bir süre boyunca yasaklanmış durumdadır-“

 

her kafadan bir ses çıkıyorken miranda ve daren kapıya gidiyorlardır, miss eliza onların adını seslenirken miss danielle devam eder

 

“bu belirsiz sürenin okul tatillerine uzaması söz konusu olursa, hepinizin okulun sosyal tesislerinden yararlanacağını bildirmek istiyorum.. ümidimiz yasağın kısa sürede kalkması olacaktır, gerekli diğer açıklamaları sonra alacaksınız-“

 

hayırlar ve redler duyuluyorken miss danielle konuşur

 

“miss sinclair ve bay keaney, lütfen ofisime-“ miranda kapıyı açtığı gibi fırlarken daren da arkasından koşturur, jacob ve dick de fırlarken dersler mersler biter, her sınıfın kapısı açılır, her kafadan bir ses çıkar..

 

 

miranda fırtına gibi ona sarılırken genç adam da ona sarılır, ikisi birbirlerini nerdeyse kıracaklarken genç adam onun saçlarını öpüyor, konuşur

“iyiyiz, ne bu korku? sanki masa çöktü diye alarm verdik-“

“olsun! neden size ulaşamıyoruz acil bir şey olunca?!”

“güvenli olsun diye.. daren..” daren da başını sallarken jason kardeşine dönerek onu ilerletir, kanepeye otururken konuşur

“iyiyiz, korkma, babam çok meşgul, annem de bavul topluyor..”

“niye? nereye-“

“bir yere gidiyoruz-“

“jason ne oldu söylesene..” genç adam iç çekerken mırıldanır

“nasılsa haberlere çıkması birkaç dakikayı bulur: evren karantinaya alındı miranda..”

çocuklar ona bakakalırken dalton mırıldanır

“ben bir gideyim.. ben gelene kadar burda kal..”

jason başını sallar, dalton yok olurken likuna da dışarı çıkar, kapı kapanırken jason devam eder

“gezegenlerden birinde tanımlanamayan bir virüs ortaya çıkmış, ve orayı kırıp geçiriyormuş, biz de oraya gidiyoruz-“

“ama neden?! ya siz de kaparsanız-“

“kapacağımızı sanmam miranda-“

“ama ya kaparsanız?! hepiniz birden gidiyorsunuz bir de! lance ne olacak? jacquelyn?”

abisi gülümserken cevaplar

“paola ve efrain onlara bakar.. ayrıca hepimiz gitmiyoruz,-“

“en büyükler gidiyor evet, çok mantıklı-“

“miranda, lütfen..” genç kız iç çekerken konuşur

“ama zor.. şimdiye kadar bir şey olduğunda bizi köprüye kapatıyordunuz, buraya değil..”

jason gülümseyerek buraya bakar, diğer çocukları görürken mırıldanır

“çok da kötü görünmüyor.. arkadaşların var, tatil yapacaksın, inan masadakiler yerinizde olmak için neler vermezler..”

darenla miranda ona bakar, genç adam gülerken ayağa kalkar, konuşur

“babamla konuşacağım, gitmeden önce uğramaya çalışır, opalle brian da öyle.. korkmayın, gerçekten.. bir şey olursa haberlerde görürsünü-“

“JASON!”

ikisinin bağırışıyla jason gülerek yok olurken miranda iç çeker, daren da arkasına yaslanır..

 

 

norman köprüde belirirken bir anda işin göbeğine düşer, ve kate de onun boynuna düşerken genç adam da ona sarılır, o sırada saçları fark ederken dili tutulur, mia ona dosya verirken telefonlar çalıyordur, raporlar çıkıyordur, ekranlar dönüşüyordur, geride james duyulur

 

“eve hoş geldin..”

 

norman ona döner, ikisi sarılırken genç adam bir an sonra neler döndüğünü sorar, james yürüyor, açıklarken masa bir yandan toparlanmaya, bir yandan iş yapmaya devam eder..

 

 

asansörler açılır, damien içeri girerken konuşur

“jensen, geldim..” genç adam onu görünce rahatlar, ilerlerken konuşur

“gezegen ordu birliklerine ulaşabiliyoruz, gel,-“ damien onunla ilerlerken george da diğer asansörden john ve jones ile frederickle beraber çıkarken james onları görünce konuşur

“harika, michelle ve diana da gelmek üzere, george, john, benimle geleceksiniz, masanın koruması olacaksınız, lenartadaki güvenliği de yakın zamanda size yıkacağım, orayı bir kere delen bir daha delebilir, jones, fred, ikiniz burdasınız, ben yokken masaya bir şey olursa önce işinizden, sonra da bir uzvunuzdan mahrum kalırsınız, yeterince net miyim?”

frederick cam gibi derken james başını sallar, o sırada asansör açılır ve michelle içeri girerken pierce ona ilerliyor, sarılır, sonra yürütürken anlatır, yetki ve bir sürü ıvır zıvırı ona verirken diana da içeri dalar, geldiğini belirtirken opal ona saldırır, bir an sonra patrick içeri girer, sydney ona el sallar ve o yokken hukuk departmanını onun yönlendireceğini anlatırken ikisi son durumu elden geçirirler, o sırada michael cisimlenirken ilerleyerek opale gider, ne yapabileceğini sorarken jason geri döner, babasına ilerleyerek konuşur

“baba, miranda seni görmek istiyor-“

“biraz bekleyecek-“ jason onu kolundan tutup çevirirken konuşur

“baba, miranda seni merak ediyor.. küs ayrılıyorsunuz, ve mikroplara gidiyorsun, kafayı yemiş vaziyette..”

babası ona bakarken o sırada asansörler açılır ve ördekler içeri girerken jason beline sarılan kızını tutuyor, babasına bakarak konuşur

“git.. ilk defa ayrı bir yerde bekleyecekler..”

james iç çeker, jason ona dokunur ve genç adam bir an sonra yok olurken jason kızına döner..

 

 

james döndüğünde her şey hazırdır, beş başkan ve eşleri, norman, mia, michael, sydney, george ve john uçuş üssüne giderken geride kalanlar evreni yönetmeye başlarken hepsi içeri girer, otururken kemerler bağlanır, bir an sonra uçuşa geçilip lenartaya doğru yolculuğa başlanır..

 

 

“julianne, geldiler..”

kızıl saçlı kadın başını mikroskoptan kaldırarak kapıdaki livann’a bakar ve teşekkür ederek gitmesine izin verirken elindeki plastik eldivenleri çıkarıp çöp kutusuna atıyordur, asistanına dönerek bıraktığı şeyle ilgilenmesini söyler ve laboratuvardan çıkarken karşılaması gereken oreon üyeleri vardır..

 

 

SOUNDTRACK

BOND – DREAM STAR

 

 

julianne, oreon sektörüne giriş kapılarından uçuş üssüne girer, görevliler henüz inmiş beyaz araçların güvenli bir şekilde tekrar atmosfer ortamına alınması işlerini hallediyorken julianne kapıların açılmasını bekliyordur, en önde oakfox ve levia’yı görebiliyorken biraz sonra önce ikisinin, sonra diğerlerinin kapısı açılır ve latty conrad’la beraber lenartaya ilk ayak basanlar olurken julianne de onların yanına ilerliyordur...

 

 

“daha geç bekliyordum, delora iyi mi?”

latty başını sallar

“iyi sayılır, anlatacak çok şeyi var..”

julianne anladığını söyler ve ablasıyla beraber araçtan çıkan genç kadına bakarken delora yol boyunca biraz daha iyi hissetmiş, julianne’i gördüğünde hafifçe gülümser

“çok uzun zaman oldu, en son savaştayken conrad’la beraber gelmiştik, değil mi conrad?”

conrad başını sallarken şimdiki durumun da savaştan bir farkı olmadığını söylüyordur, delora genç adamın koluna girerek hem ona, hem kendine destek olurken wusla’yla beraber calis ve ewan da gelmiş, ilk grup diğerlerine öncü olurken julianne bir kaç görevliyi colm’un yanına göndererek yerleşim konusundaki plana uyulmasını ister, görevli tabii efendim diyerek derhal colm’un yanında biter ve o anda onun komutasına geçerken julianne, kraliçe latty ve cuslov’la beraber yürüyerek uçuş üssünden ana sektöre giriyordur..

 

 

ana sektör girişinde onları livann karşılıyorken oreon’a ait işlerinin yürütüldüğü bölüm yine oreon’un havasını taşıyor, yüksek tavanlar ve ferah bir beyaz içinde görevli ve doktorlar oradan oraya koşuyorken livann onlara yolu gösterir, herkes genç kadını takip ediyorken latty julianne’e döner

“merkez masa geldi mi?”

julianne başını sallayarak evet diyorken büyük bir asansörün önüne gelmişlerdir, livann düğmeye basıyorken julianne konuşur

“Luther da onları karşılıyor. İki taraf da yerleşimini bitirdiğinde üst lobide buluşacağız..şimdi livann size odalarınızı gösterecek, diğerleriyle ben ilgileneceğim..her şey anlaşıldı değil mi livann?”

sarışın klon başını sallarken asansörün kapıları açılır ve oreon’un ilk yedi üyesi ne kadar zaman kalacaklarını henüz bilmedikleri odalarına çıkmak için kabine girerler...

 

 

SOUNDTRACK

PETEY PABLOE – SHOW ME THE MONEY

 

 

“aracımız havalanmıştır..”

herkes kemerleri falan sökerken bütün koltuklar doludur, burası normal bir uçak da değildir, uçan bir evdir, huzurdur, rahatlıktır, her ekran açık ve bir şeyler duyuluyorken koltuklardan birindeki sarışın bir adam ayağa kalkar, konuşur

“hey..”

herkes ona dönerken evren başkanı devam eder

“bakın, yabancı bir yere gidiyoruz, bilmediğiniz bir yere gidiyoruz, ben bile birkaç kere adım attım, kendi kuralları olan bir yere gidiyoruz..”

hepsi ona bakarken james konuşur

“beni orda rezil ederseniz kafanızı kırarım.. adam gibi davranacaksınız.. oreon da orada olacak, hepsi sizin aklı başınızda ciddi adamlar olduğunuzu düşünüyorlar, öyle rol keseceksiniz, masa için bir de bir sürü dedikoduyu sırtlayamam..”

gülüşler duyulurken james devam eder

“hepiniz sözlerimi dinleyeceksiniz, zaten dinliyorsunuz, ama orda kulum olacaksınız, başkanlar ne derse yapılacak, oreondakiler size emir verirse kafa sallayıp başkanlardan birine gidip danışacaksınız..”

james koltuğa otururken yanındaki kızıl konuşur

“ayrıca şöyle bir şey var, hepinizin tahmin ediyorum ki orada birer dengi var, sizleri onlarla eşleştireceğiz, istediğim şey hepinizin onlara karşı saygılı olması..”

karşı koltuktaki genç adam mırıldanır

“işbirliğinde kusur olmaz, ama saygıyı kazanmaları gerek.. düşman değilim, yanlış anlama, ama ya işlerini bilmiyorlarsa? klonlar onların üzerinde kaçırıldı..”

opal konuşan normana bakarken konuşur

“daha pek bir şey bilmiyoruz, gidince her şey açığa çıkar, sorumlularla konuşuruz.. onlar da sizin gibi görev yerlerindelerdi, bugün lenartaya gidiyorlar..”

norman çalan telefonunu açarken efendim der, sonra yüzü gevşer ve kalkarak diğer tarafa giderken onun yanında oturan sarışın konuşur

“bir liste verebilir misin loret, hepimize?”

loret elbette derken ayaktaki bir adam dosya dağıtmaya başlar, kate ona gülümserken genç adam sakin, konuşuyordur

“luplex kraliyet sistemiyle yönetiliyor, başında Kraliçe Latty Flacil var.. bu ara luplex halkında bir de kral olmasına yönelik istekler çıktı, ne yapacaklar bilmiyorum..”

james işte o yüzden evreni erkek yönetiyor diyorken george devam eder

“bir masaları değil, bir sarayları var, dört başkan değil, kraliçeye yardımcı üyeler var.. yetki asli ve birel olarak kraliçede, tamamen bir eski sistem.. sadece kralın ya da kraliçenin iyi niyeti veya çağdaşlığı yönetimi diğer kadrolara da aktarabiliyor..”

jensen sayfaları çeviriyorken george konuşur

“yan kadroyu görüyorsunuz, cuslov, calis, wusla, conrad ve ewan.. kendi aralarında ve halk içinde bu isimlerle geçiyorlar..”

sayfalar çevrilip duruyorken norman da yerine geçer, dosyasını alırken sorar

“diğer elemanlar kim? sekreterler mi? görevli kadro yoksa?”

george hayır derken açıklar

“sarayda şu aralar büyük bir kalabalık var, son 2 yıl içerisinde orada olmayan kadar.. bizim masamızda tanrılarımız elementleri ve büyük güçleri kontrol ediyor, ancak sarayda bu ara onların özel durumlarına göre bir araştırma sonucu elde edilen element kıranlar var..”

mia kaşlarını çatarken o bir ne diyordur, babası ise devam eder

“luplex’e bir kadın saldırıda bulunuyor, adı biana.. bir su kıran, ve eski bir kıran, oldukça güçlü.. kaptan ewan crash hafızasını kaybetmeden önce pluto ile iletişime geçerek yıllık bir rapor sunmuştu, gizliydi, hala da gizli..”

james dosyayı açmamış, diğerlerine bakarak konuşur

“hala da gizli.. bunlar size anlatılmadığı sürece bilmiyorsunuz.. ancak etrafınızda birden kabarıp ayaklanan bir su görürseniz kaçın..”

“kaçmak çare miymiş?”

“bilmiyorum.. hala öldüremediklerine göre, değil..”

sayfalar okunurken araç alçalmaya başlar, herkes toparlanır..

 

 

SOUNDTRACK

BOND – ODYSSEY

 

 

“profesör..”

duvardaki büyük elektronik ekrana bakan adam hımlarken kapıdan sarkan genç bir kız konuşur

“efendim, masa geldi..”

bunu duyan profesör ona döner, mırıldanır

“tamam..” genç kız başını sallar ve geri çekilip çıkarken kapı açık kalmıştır, Genetik ve Bilim Profesörü Luther Marque, masanın Lenarta Temsilcisi, şimdi gelen masa sakinlerine nasıl bir hesap vereceğini düşünüyorken ekrandaki kırmızı işaretler, kayıp klonları belirtenler yanıp sönüyordur, yeşil gözlü adam iç çeker ve dönerek ofisten çıkar, koridorlarda ilerler..

 

 

luther gri metal kapıyı iter, uçuş birimine girerken herkes bağırıyor, bir şeyler söylüyordur, profesör ne olduğunu sorarken görevliler cevap vermez, lutherin gücü burada geçmezken adamlar kendi görevlerini yapıyorlardır, bir an sonra her ışık yeşile döner, hepsi rahatlar ve gülümserken luther diğer kapıya ilerler, açıp piste çıkarken aracın kapıları açılıyordur, genç profesör elleri belinde, başını kaldırarak oraya bakarken önce sarışın bir adam çıkar, çevreye bakarken sonra dönüp bir şeyler söyler, luther onun inişinden üzerinde silah olduğunu tahmin ederken bir an sonra evren başkanı çıkar, luther ceketini ilikler ve ilerlerken masa ahalisi sökün eder..

 

 

“senor..”

 

james o tarafa yürürken gülümsüyor, elini uzatır

 

“profesör.. nasılsınız?”

“oldukça kötüyüm.. siz?” james gülümseyerek cevaplar

 

“ben de kötü sayılırım.. diğerlerini de tanıyorsunuz, tanıştırmama gerek yok.. millet, lenarta temsilcimiz, genetik ve bilim profesörü luther marque..”

 

herkes gülümseyerek memnun olurken myra da genç adamla el sıkışarak masayı temsil eder, luther tekrar diğerlerine dönerken konuşur

 

“oreon da geldi, yerleşiyor olmalılar, sizi sonra üst lobiye alacağım, orası oreon ve masanın ortak çalışma alanı, hepinize istekleriniz doğrultusunda imkanlar sunulacak, ancak borularınızı tamamen masa kısmında öttürebilirsiniz, unutmayın.. oreon temsilcisi bugün oldukça gergin..”

 

james diğerlerine döner, bir uyarı daha çakarken hepsi gülümser, luther bu taraftan derken onları geldiği yola değil de, başka bir kapıya yönlendirir, hava üfleyen bir fan hepsini temizlerken luther ilerliyor, konuşur

 

“bunlardan oldukça sık bulacaksınız, lenarta mikrop barındıramaz, en büyük kurallarımızdan biridir bu, steril alanlarda tamamen steril yaşamak zorundasınız, sizin bir şey yapmanıza gerek yok, havadaki moleküller işlerini yapıyor.. şu anda odyssey kısmındayız, dış dünyayla bağ kurulan alanlara bu ismi veriyoruz, dış dünyayla benim ve oreon temsilcimizin anahtarlarıyla iletişime geçilebiliyor, hiçbir çalışanımız dış dünyaya ulaşamaz, klonlar varlığını bile bilmiyor..”

 

genç adam bir kapıyı iter, kapı daha itilirken parmak izlerini okur ve açılırken birden ferah ve aydınlık alanlar başlar, luther yürüyor, devam eder

 

“merkez masa kısmındayız.. buraya sadece masa üyeleri, ve onlarla beraber oreon üyeleri girebilir.. her çalışan masa çalışanıdır, her çalışan masaya çalıştığını bilir.. hepsi sizi görünce delirecekler, birkaç saat dayanırsınız umarım..”

 

kimse önde giden ve makineli tüfek gibi konuşan adama karşı çıkamazken luther yürüyor, konuşur

 

“hepinizin odaları hazırlandı, evliler ve birlikteler için tek odalar, ama hepinize yetecek kadar birel odalar da var, bir problem olursa söylersiniz.. önce odalarınıza götürüyorum, bakın, anahtarlara kendinizi tanıtın, sonra lobiye gideceğiz, dönüşte normal ofisleri görebilirsiniz..”

 

luther bir sürü kahverengi kapının olduğu, yerde halının olduğu bir koridora girerken onlara döner, hepsi ona bakıyorken genç adam konuşur

 

“3 gündür uyumuyorum, kahveyle besleniyorum, aksi ve lanetim.. normalde böyle değilim, ama adam gibi uyuyabilene kadar böyle olacağım, terbiyesizlik yaparsam beni affedin..”

 

loret gülümserken cevaplar

 

“profesör, lütfen.. kabalık yapmıyorsunuz.. gelen biziz..”

 

luther bir şey demez, sonra önüne döner ve yürürken konuşur

 

“senor, miss.. miss loret, senor jason, miss opal, senor brian, miss naunet, senor pierce..”

 

ve genç adam kapılara vura vura isimleri söyleyerek yürümeye devam ederken her kapı açılır, hepsi odalarına girerken kapılar kapanır..

 

 

“herkes yerleşti, oreon düzenini koruman işimizi kolaylaştırdı julianne sağol..”

genç kadın gülümserken colm’la beraber yürüyordur, odalara girilmesiyle kapanan kapılar birer birer açılırken herkes üzerini değiştirmiş, bundan sonra uzun bir süre burada kalacakları fikrine alışmış ve ona göre ayak uydurmuş gibi görünüyorlarken julianne latty’le beraber dönerek diğerlerine bakar

“merkez masa henüz odalarına ulaştı, ben de size küçük bir tur sunmalıyım. Raporlardan görülenlerden daha fazla sistem ve kural var. Oreon’daki rahatlığı burada yaşayamıyoruz, maalesef.. insanların ve klonların girebileceği yerler özel olarak ayrılmış durumda,  benim ve bir kaç doktor arkadaşımın dışında burada göreceğiniz her birey bir klon olacak.. başlarda fikir olarak biraz zor geleceğini biliyorum, ama zaman geçtikçe klon sadece bir kelime oluyor..”

herkes öyle ya da böyle başlarını sallarken julianne devam eder

“şu an lenartanın kuzey bölümü tamamen güney kısımla geçişini kapatmış durumda, ben ve profesör marque’nin oluşturduğu küçük bir ekip gerekli zamanlarda geçiş yapabiliyor. Merkez masa ve oreon’un da gerekli düzenlemelerle salgın bölgesine geçişi hazır hale getirilecek, ama şimdilik erken.. herkes hazırsa bir süre oreon olarak nerelerde bağımsız olarak çalışabileceğimizi göstereceğim..”

bütün başlar onay verirken julianne pekala diyerek öne düşer...

 

 

SOUNDTRACK

BOND – SCORCHIO

 

 

julianne en önde yürüyor, arkasındaki grup onlara açılan yollarla ilerliyorken koşuşturan klon görevliler kendi işlerinden başka bir şeyle ilgilenmiyordur, eidan’ın şaşkın bakışlarıyla tur devam ederken vien genç adamın yüzünü yanından geçen iki tıptatıp aynı sarışın kadından tekrar önüne çevirir ve dinlemesini söylerken eidan hayatının en ilginç şeyini görüyor, daha ilginç olan duyduklarına kulak verir..

 

“yönetim binasında doğu ve batı olarak ayrılıyoruz, doğu kısım oreon’un yönetiminde, batı merkez masanın. Üst lobi şu anda içinde bulunduğumuz binanın en üst bölümü, merkez masa ve oreon ortak alanı. Şu anda doğu kısmında bütün yönetim birimlerinin en başı Oreon’dur, onun hemen arkasından ben geliyorum..”

 

“sağ ve sol taraflarda uzanan odaların yüzde doksanı laboratuvarldan oluşuyor..”

 

herkes sağına ve soluna bakarken bütün kapılar kırmızı bir ışıkla kilitli olduklarını gösteriyordur, julianne devam eder

 

“bunlar sadece yönetim bölümündeki üst düzey araştırma laboratuvarları, araştırma ve geliştirmeden sorumlular. Bulguların kullanılması ve gerçek üretim başka bir yerleşkede gerçekleşiyor, yerleşke yine kuzeyde olmasına rağmen karantina sınırları altında o da ayrı bir bölge olarak kabul ediliyor, yani kuzeye giriş onayı almış olsanız bile üretim yerleşkesine ulaşabilmeniz ayrı bir yönetim onayı gerekiyor..”

 

“şurada gördüğünüz iki odadan biri kısa yoldan oreon sektörüne girişler, diğeri de merkez masa sektörüne giden çıkışlardır. Acil durumlarda izinli personel bu geçitleri kullanarak doğu ve batı arasında geçiş yapabilir. Asansör ve diğer çok amaçlı geçit kullanımı oreondakinin aynı..”

 

“önceki düzenden farklı olarak doğu kesiminde yeni açılmış bir bölüm var..”

 

herkes uzun bir koridoru dönmüş, yolun sonundaki kapalı kapıya ilerliyorken julianne iki kanatlı beyaz kapının yanındaki okuyucuya elini bastırır ve kapılar iki yana açılarak gözden kaybolurken julianne önlerinde uzanan daire şeklindeki devasa odayı gösterir

 

“element kıranlar için özel hazırlandı, gerekli çalışmaları yapabilmeniz için önceden her elementi temsil eden önemli bir kaç şeyi yerleştirdik, göz atabilirsiniz..”

 

eidan vien’in yanından fırlayıp suyun olduğu mavi köşeye giderken büyük bir cam şişenin içinde berrak bir miktar su duruyordur, eidan şişeye elini uzattığında su hafifçe dalgalanırken genç adam gülümser, gümüş tılsımlar, kutsal su şişeleri, dökümanlar ve daha bir çok şey önünde düzenli bir şekilde duruyorken hemen yanındaki sienna’nın bölgesinde bembeyaz bir rüzgar gülü vardır, yaprakları hiç durmadan dönüyorken sienna havanın nereden geldiğini bilmiyor, ama kendi tılsımları önünde duruyorken genç kadın elini değerli taşların üzerinde gezdiriyor, arkasını dönerek odanın diğer ucundaki andreaya bakar, toprak kıran de önündeki cam bölmede dizilmiş minnacık saksıların içindeki bitki türlerini ve onun üzerindeki bölmede uçuşan bir kaç kelebekten başını çevirmiş, boynundaki tılsımı parlıyor, gülümser ve yanındaki dorian’a döner, genç adamın gözlerinde önünde yanan küçük ama güçlü alevin parıltısı görünüyorken elinde tek bir yakutun süslediği altın bir sapı olan keskn hançer duruyordur, genç adam andreaya bakarak hafifçe gülümserken julianne tekrar konuşur

 

“herkes için doğu sektörünün en üst katında, yaşam bölgesiyle üst lobi arasındaki katta ofisler ayarlandı, bütün bilgisayarlar ve sistemler oreonla senkronize bir şekilde çalışıyor, şimdi gideceğimiz toplantıdan sonra ofislerinizi kullanabilirsiniz..lütfen üst lobi için beni takip edin..”

 

element kıranlar zorla odalarından ayrıldığında element odasının kapıları tekrar kapanarak güvenle kilitlenir..

 

~ crashed405 : where you get to crash 405 times. >